28 Aralık 2011 Çarşamba

Sarıçay Akakarı

Erginler genellikle sarımtırak beyaz renktedir. Renkleri konukçuya, konukçudaki beslenme yerlerine göre değişir. Dişiler geniş, oval ve enli koyu sarı veya koyu yeşildir. Ergin erkek kısa, enli olup abdomenin sonuna doğru incelir. Bacaklar uzun ve genç dönemde renksiz gelişmesini tamamlayınca koyu sarı rengini alır. Erkek bireyin bacaklarında dişi pupayı (durgun dönemi) taşıyacak bir organ bulunur.

Zararlının yumurtaları oval ve sivridir. Ancak yaprak yüzeyine tutunduğu kısım düz ve pürüzsüzdür. Yumurtanın üst yüzünde uzunlamasına sıra halinde şeffaf görünüşlü gözle görülmeyen kabarcıklar bulunur.

Adı geçen zararlının bütün yıl boyunca aktivitesi ve çoğalması devam eder. Kışın çoğalması biraz azalır. Nemli yerlerde sayıca çok fazla bulunurlar.

Erginlerin ömrü normal koşullarda ( 25°C) konukçuya göre değişmekle beraber 4-17 gün arasındadır. Erkeklerin ömrü genel olarak dişilerden daha fazladır, dişiler yumurtalarını yaprakların, genç sürgünlerin ve meyvelerin üzerine bırakırlar. Sıkı bir şekilde bırakıldıkları yüzeye oturmuş yumurtalar çok küçüktür ve gözle görülmezler.

Ergin ömrü boyunca ortalama 40 yumurta bırakır. Günlük dişi başına bırakılan yumurta sayısı 2.98 - 3.6 arasında değişmektedir. Yumurtalar ortalama 30 saatte açılmaktadır. Aktif nimf dönemi dişide 24 saat, erkekte 18 saat sürmektedir. Ergin ve nimf-ler yaprak üzerinde fazla hareket etmemelerine rağmen yaşlı yapraklarda koloni oluşturmazlar. Daha genç yapraklarda ve tepe noktalarında yoğunluk gösterirler. Erkekler olgun yapraklardan genç yapraklara taşınabilirler. Bu taşıma sırasında erkeklerin ayakları arasında dişi pupalar da (hareketsiz dönemi) taşınmaktadır. Bir dölünün tamamlanma süresi yazın sadece 4-5 gün, kışın 7-10 gün kadar sürmektedir. 25°C' de yumurtadan ergine kadar geçen süre 32-36 gün arasında değişmektedir.

Yaşayış :
Sarı çay akarı bitkilerin uç (büyüme) noktalarında, genç yaprak ve sürgünlerinde, çiçek ve meyvelerde zararlı olmaktadır. Beslenme sonucu yapraklarda kıvrılma, kırılma, renk açılması ve herbisit ( yabancı ot ilacı) etkisine benzer oluşumlar meydana gelir. Bitkilerde ilk enfeksiyon işareti yaprakların alt yüzeylerinde renk açılması ve bronzlaşma ile görülür. Gelişmekte olan yapraklar buruşur, incelir ve bazen bu kısımlar kuruyabilir, genç gövde hafifçe şişebilir, pürüzlenir veya koyu kırmızı hale gelir ve zamanla grimtırak yeşil renge döner. Bu belirtileri özellikle domates bitkisinde görmek mümkündür. Bitkilerde ayrıca beslenme sonucu çiçeklerin döküldüğü, meyvenin gelişemediği görülmektedir. Sonuç olarak beslenme zararı genellikle birçok konukçularda ani olarak, kıvrılma, buruşukluk ve kabarcıklık görünümleri ile kendini gösterir. Bu zararlar akarın beslenme sırasında çıkardığı toksinlerin etkisi olup, ilaçlamadan sonra bile bu belirtiler bir süre devam etmektedir.

Kültürel Önlemler :
Çevredeki yabancı otlar temizlenmeli, gerekli bakini işleri yapılmalı, sulama tercihen sabah veya akşam saatlerinde yapılmalı.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlamaya başlamadan önce aletlerin kalibrasyonu yapılarak harcanacak su miktarı belirlenmelidir. İlaçlar su ile iyice karıştırılarak bitkilerin iyice ilaçlanmasına özen gösterilir. Özellikle yaprakların alt yüzeylerinin ilaçlanmasına dikkat edilir.

İlaçlama Zamanı :
Tarlayı örnekleyecek şekilde 15-30 bitki homojen olarak seçilir. Her bitkinin üst ve orta kısmından birer yaprak koparılır. Yapılan incelemelerde yaprak başına 4-5 canlı sarı çay akarı görüldüğünde mücadeleye karar verilir.

Pis Kokulu Yeşil Böcek

Vücudun genel rengi yeşil olup bazı varyetelerinde başın ve pronotum'un ön kesintileri ile hemielytra'nm kenarları ve abdomen segmentlerinin yan tarafları sarı renkli olabilir. Vücut baş dahil derin çukurcuklarla kaplıdır. Kışlayan erginlerde renk yeşilden kahverengiye dönüşür. Vücut uzunca oval ve geniştir. Başta sağlı sollu bir çift bileşik ve onun gerisinde nokta gözler bulunur. Başın ön kesiminde bulunan antenler 5 parçalıdır. Pronotum'un ön kenarı içe doğru çökük olup baş bu kısma yerleşmiştir. Scutellum'u üçgen şeklinde ve ön kesimi şişkin arka kesimi düzdür, küt bir uçla son bulur. Scutellum'un kaide köşelerinde birer siyah, kaide kenarı üzerinde de sırayla üç adet sarı noktacık bulunur. Hemielytra'nm zar kesimi tamamen saydam olup abdomen'in ucuna ait delikler bulunur. Bacaklar genellikle yeşilimsi renkte olup üzerinde tüyler bulunur. 9. abdomen segmenti genital organlara dönüşmüştür. Bu organ erkeklerde daralmış ve ortası belirgin olarak çökük; dişilerde ise üçgen şeklinde plakalardan oluşmakta ve içi çökük değildir. Dişinin boyu ortalama 14.6 mm, erkeğin boyu ortalama 13.6 mm' dir.
Yumurtaları ilk bırakıldıklarında açık sarı krem renginde ve parlak görünüşlüdür. Yumurtalar açılmaya yakın embriyodaki renk değişiminden dolayı kırmızı renkte görünürler. Yumurtalar düzenli sıralardan oluşan kümeler halinde bırakırlar. Yumurtaları küçük muntazam silindirsel biçimde alt ve üst kısmı şişkince kubbemsidir. Dairesel şekilde muntazam ve saydam yumurta kapağı bulunur. Yumurtanın boyu

ortalama 1.15 mm, eni ortalama 0.82 mm' dir.
Nimflerinin genel görünüşleri erginlere benzerse de başlarında nokta gözlerinin olmayışı, antenlerinin 4, tarsuslarının 2 segmentli ve vücutlarının daha küçük oluşu, kanatlarının olmayışı veya tomurcuk halinde bulunması ile her döneme özgü desenli vücutlarıyla erginlerden ayrılırlar. Erginlerde metathorax'ta bir çift olarak bulunan pis koku bezi delikleri nimflerde 4. ve 5. abdomen segmentlerinin sırt kısmında birer çift olarak bulunur ve ergin ile nimfleri ayırma da önemli bir özelliktir. N. viridula 'nin beş nimf dönemi vardır.
Erginler kışı tabiatta bitki kabukları altında, bina yarık ve çatlakları, gübre ve saman yığınları gibi yerlerde kahverengi formda fakültatif diyapozda geçirir. Kış aylarında sıcaklığın müsait olduğu (13°C üzerinde) zamanlarda hareketli hale geçerler. Mart ayından itibaren toprak sıcaklığının 13°C üzerine, ortalama günlük sıcaklığın 12°C üzerine çıktığı zaman kışlakları terk ederek yabancı otlarda beslenmeğe başlarlar. Bir müddet beslendikten sonra çiftleşerek yaprakların alt yüzüne yumurtalarını bırakırlar. Bir dişi 1-8 adet yumurta kümesi bırakabilir. Bir kümede 19-121 adet yumurta bulunabilir. Bir kışlamış dişi ortalama 315 (61-540) adet, 1. döl dişileri ise ortalama 164 (27 - 457) adet yumurta bırakabilmektedir. Bırakılan yumurtaların çoğu 27°C de 5. günde; geri kalanda 6. günde açılmaktadır. Genellikle yaz aylarında yumurtalar tabiatta 5-6 günde açılır. Sıcaklık düşünce yumurtaların açılma süresi uzar ve 1-3.7°C altında yumurtalar açılmaz.
Yumurtadan çıkan nimfler yumurta kabukları üzerinde veya yaprak üzerinde toplu olarak küme oluştururlar ve 1. gömleği değiştirinceye kadar böylece beslenmeksizin kalırlar. 2. dönemden itibaren nimflerde beslenme ve hareket başlar. 3. dönemin sonuna kadar bitki üzerinde toplu olarak bilhassa meyveler üzerinde, bu dönemden sonra ise dağılarak yaşarlar.
Bir dölün gelişme süresi doğada ilkbahar dölünde ortalama 23°C sıcaklıkta 60 gün, yaz dölünde ise aynı süre laboratuarda taze fasulye meyvesi üzerindeki 26°C ve % 60 orantılı nem de ortalama 40 gündür; Nimfler beş gömlek değiştirdikten sonra ergin olurlar. Kışlamış dişiler ortalama 76, erkekler 63, yaz dölünde ise dişiler ortalama 48, erkekler 38 gün yaşamaktadırlar. Sonbaharda ekim ayının sonlarına doğru erginlerin rengi kahverengiye dönüşerek kışlaklara göç etmeye başlar. Bu göç kademeli olarak konukçu bitkiye göre aralık ayının başına kadar devam edebilir.
N. viridula Ege Bölgesinde yılda 3 döl vermektedir.

Yaşayış :
Erginler ve 1. dönem nimfler hariç diğer nimf dönemleri styletleri ile bitkilerin öz suyunu emerek beslenir ve zarar yaparlar. Bitkinin yaprak, çiçek, sürgün, tomurcuk gibi kısımlarında beslenmekle beraber onların en çok meyvelerini tercih ederler. Domates, fasulye, biber, börülce, bezelye gibi bitkilerin meyvelerinin yeni teşekkül etmekte olduğu dönemde meyve ve çiçek dökümüne yol açar. Büyümekte olan meyvelerde ise şekil bozukluğuna yol açar. Büyümüş meyvelerde zarar yaptığı zaman meyve dökülmesi olmaz. Meyvelerde, meyve üzerinde zarara uğrayan sahada bulunan tohumlarda şekil bozuklukları ve gelişme gerilemesi meydana gelmekte ve tohumların çimlenme gücünü bozmaktadır. Tohumların cotyledon kısmında olan emgiler çimlenme gücünü etkilememekte, fakat çimlenme noktasına yakın yerlerde emgi olursa böyle tohumlar çimlenememekte veya zayıf çimlenmektedir.
N. viridula bitkilerin en çok meyvelerini tercih ettiklerinden zararını tanıma bakımından meyveler üzerinde emgi sonucu meydana gelen simptomları tanımak gerekir. Domates meyveleri yeşil dönemde zarar gördüklerinde emgi yerlerinde açık sarı beyazımtırak renkte lekelerin oluşturduğu alacalı görünümlü bir saha oluşur. Klorofil parçalanması sonucu normal yeşil renk bu sahada kaybolur. Olgunlaşmış kırmızı renkli meyvelerde ise zarar gören saha açık sarı turuncu renktedir. Lekelerin oluşturduğu görünüm ise alacalı beneklidir. Bu lekeler yeşil fasulye meyvelerinde meyvenin öz suyunu kaybetmesinden dolayı büzülme ve beyazımsı benekli; yeşil biberlerde ise açık beyaz renkte güneş yanığına benzeyen lekeler görünümündedir. Meyvelerde zarar gören bu sahalarda kabuk kaldırılıp altındaki doku incelendiğinde dokunun öz suyunu kaybederek açık beyaz renkte buruşarak çökmüş ve normal dokuya nazaran daha sertleşmiş ve süngerimsi görünümünde keçeleşmiş olduğu görülür. Zarar görmüş yerdeki doku tadılacak olursa tadın normal tat olmadığı ve acımsı tat da olduğu hissedilir.
Son yıllarda sebzelerin önemli zararlısı durumundadır. Zararı sonucu hem ürün kaybına yol açmakta hem de mahsûlün kalitesini ve görünümünü bozarak pazar değerinin düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca salgıladıkları kötü koku nedeniyle meyvelerin üzerinde nahoş bir koku bırakarak onların kendine has aromasına da bozmaktadır.

Kültürel Önlemler :
Yapılan çalışmalar sonucu N. viridula 'nin 3 adet doğal düşmanı saptanmıştır. Bunlardan yumurta parazitoidi olan Asolcus sp. nr. perrisi Kieff. (Hymenoptera: Scli-onidae) ört. % 36 oranında N. viridula ' nin yumurtalarını parazitlemektedir. Fakat henüz biyolojik mücadele de kullanılmamaktadır. İkinci parazitoidi erginlerde ölüme yol açan Ectophasia crassipennis Fabr. (Diptera: Tachininidae)'dır. Bu iç parazitiodin etki derecesi henüz bilinmemektedir. Üçüncü doğal düşmanı ise nimf lere saldırarak onları yiyen Polistes galücus Linne (Hymenoptera: Polistidae)'dir. Bu predatör arının etkililik durumu bilinmemekte, ama doğada bol olarak bulunmaktadır.
N. viridula kışlaklarından çıkıştan sonra bir müddet yabancı otlar üzerinde yaşadıktan sonra sebzelere geçiş yaptıklarından ve gelişmelerine uygun ortam sağladığından sebze alanları içinde ve etrafında yabancı ot bulunmamasına özen göstermeli ve mümkünse çayırlık ve ormanlık saha kenarına sebze ekimi yapmamalıdır.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlama sabahın erken saatlerinde veya öğleden sonra sıcaklığın düştüğü anda yapılmalıdır. N.viridula bitki üzerinde çok gezen bir zararlı olduğundan bitkilerin yapraklarının alt ve üst yüzleri iyice ilaçlanmalıdır. İlacın böceğe iyi bir şekilde temasını sağlamak için sıvı ilaçlar tercih edilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Genellikle sebzelerde mayıs ayından itibaren zararlı görülmekte ve ekim ayı sonuna kadar zararı bitki türlerine bağlı olarak devam etmektedir. Sebze alanlarında mayıs ayından itibaren kontrollere başlanmalıdır. Yapılan sürveylerde yoğunluk bitki başına ortalama 5 böcek ( ergin + nimf) seviyesine ulaştığı zaman kimyasal mücadele uygulanır. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Azinphos Methyl 230 g/l EC 300 ml/da
Bromophos 360 g/l EC 100 ml/da
Carbaryl %5 TOZ 3 kg/da
Carbaryl %85 SP 175 g/da

Pırasa Güvesi

Erginin boyu 8-9 mm olup kanat açıklığı 15-16 mm'dir. Baş kırmızımtırak, antenler, toraks ve abdomen kahverengidir, ön kanatlar dar uzun, grimsi renkte ve üzeri koyu renkli geniş lekelerle süslüdür. Ön kanadın ortasında arka kenarına yakın üçgen şeklinde beyaz bir leke bulunur. Arka kanatlar gri renkli ve saçaklıdır

Yumurta krem renkli, elips şeklinde 0.2-0.5 mm boyutlarındadır.

Beş larva dönemi geçirir. Birinci dönem larva 1 mm, olgun larva 10 mm boyundadır. Larvanın başı kahverengi vücudu sarımsı beyaz renktedir.

Pupa 7-8 mm boyda, 2 mm genişlikte olup, gevşek yapılı bir kokon içindedir. Pupa, başlangıçta sarı renkte olup ergin çıkışına doğru kahverengi rengi almaktadır.

Kışı pupa veya ergin halinde geçirir. Nisan-mayıs aylarında yeniden aktİvite kazanır. Bir dişi 1 haftalık yaşamı boyunca 100-200 kadar yumurtayı bitki üzerine, yapraklara tek tek bırakır. Yumurtalar 3-4 günde açılır.

Yumurtadan çıkan larvalar doğrudan yapraklara girip, yaprakta uzunlamasına galeriler açarak beslenirler. Larvaların gelişme süresi 25°C de 15 gündür. Son dönemde larva galeriyi terk ederek konukçu bitki üzerine veya başka bir yere yapıştırılmış bir kokon içinde pupa olur. Pupa süresi 25°C*de 7 gündür. Pupadan çıkan erginler gece ve gün boyunca aktiftir.

Ergin kışın sıcaklıkların düşük olması halinde ve kısa gün uzunluğunda diyapoza girebilmektedir. Zararlı bu durumda 4-6 haftada hayatını tamamlayabilir. Diyapoza giren dişinin yumurta veriminde azalmalar kaydedilmiştir. Yılda 4-5 döl verir.

Yaşayış :
Larvalar yumurtadan çıkınca bitki dokusunun içini delerek yaprağın iki epidermisi arasına girer ve orada galeri açarak beslenir. Bitkinin dokusu içinde beslenmesi ile bitki gelişiminde gerileme görülür. Larva yoğunluğu fazla olduğunda bitkide sararmalar ve solmalar baş gösterir.

Yaşlı yapraklarda beslenmesi sonucunda oluşan galeri yüzünden bitkinin pazar değeri azalır. Yaz aylarında Özellikle sonbahar başında zararlı yoğunluğunun artması halinde Önemli zararlara neden olabilir.

Çiçek demetlerinde beslenmesi halinde, zararı konukçuya göre değişmektedir. Pırasada, çiçek demetlerindeki çiçek saplarını yemesi nedeniyle çiçeklerin dökülmesine sebep olurken; soğanda, çiçek sapının gövdeyle birleştiği yerde beslenerek çiçek sapının kırılmasına neden olmaktadır. Tohum üretimi yapılan alanlarda çiçeklerdeki zarar, tohum elde etme bakımından önemli kayıplara neden olabilmektedir.

Bazen zararlının açtığı galerilerde Sirke sinekleri {Drosophila spp.) ve Soğan sineği {Delia antiqua) larvaları beslenmekte, bunun sonucunda, fungal ve bak­teriyel etmenlerin gelişmesine neden olmaktadır.

Ayrıca depolanmış soğan ve sarımsakta da zarar yaptığı kayıtlıdır.

Ülkemizde pırasa ekim alanlarında nadiren görülmektedir.

Kimyasal Mücadele :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

İlaçlama Zamanı :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

Patates Böceği

Ergin 10-12 mm boyunda, sarı kırmızımsı renkli, sırtı kuvvetli bombelidir. Antenleri 11 segmentli olup ilk 6 segment sarı diğerleri siyahtır. Göğsünde böbrek veya V şeklinde siyah büyük bir leke, yanlarında da küçük siyah lekeler bulunur. Sertleşmiş olan üst kanatların üzerinde 5 bir tarafta 5 diğer tarafta olmak üzere 10 tane uzunlamasına siyah renkli bant vardır. Üst kanatların altında ince, şeffaf damarlı bir çift pembe alt kanat bulunur ki bu ancak böcek uçarken görülür.

Patates böceğinin yumurtası koyu san renkli ve oval şeklinde olup 1 - 2 mm uzunluğundadır. Yumurtalarını genellikle gruplar halinde veya bazen tek tek bırakırlar. Bir kümede genellikle 2-57 adet yumurta bulunur.

Patates böceği larvası yumurtadan ilk çıktığı zaman 4 - 5 mm boyunda olup olgunlaşınca 11-13 mm'ye ulaşır. Olgun larva kambur duruşlu başı koyu kahverengi olup vücudu portakal sarısı rengindedir. Vücut halkalarının her iki yanında ikişer sıra halinde siyah leke bulunur.

Patates böceği pupası 10-11 mm uzunluğunda turuncu renklidir. Serbest pupa olup antenleri ve facet gözleri belirlidir. Toprakta bulunur.

Patates böceği kışı toprağın 5 - 30 cm derinliğinde geçirir. İlkbahar da toprağın 10 cm derinliğindeki sıcaklık ortalaması ITC'yi aştığında erginler toprağı terk etmeye başlarlarsa da, çevre sıcaklığı düşük olduğu takdirde kısa bir süre sonra tekrar toprağa girerler. Normal çıkış, sıcaklık ortalaması 13°C' yi aştığında olmaktadır ki ,bu da Marmara ve Ege bölgelerinde genellikle nisanın ikinci haftasını takip eden günlerdedir. Bu İç Anadolu'da mayıs başına kadar uzayabilir. Kışlama yerinden çıkan erginler hemen gıdalanacak bitki ararlar. Bu devrede patatesler yeni sürmektedir. Kışlama yerini terk ettikleri sahalarda patates bitkisi yoksa gıda aramak üzere başka yerlere uçarlar. Patates böceğinin esas bulaşması bu sırada olmaktadır. Dişilerin bir kısmı toprağa çiftleştikten sonra çekilmektedir. Bunlar topraktan çıkıp kısa bir süre beslendikten sonra yumurtlamaya başlarlar. Diğer erginler ise çıkıştan 2 - 3 gün sonra çiftleşerek yumurtlarlar. Hiç çiftleşmemiş dişiler de yumurta bırakırlarsa da, bu yumurtalar 4-8 gün sonra bozulmaktadır. Ergin ömürleri ortalama olarak dişilerde 33, erkeklerde 22 gündür. Erginlerin hiç gıda olmadan 19 - 62 gün yaşadığı saptanmıştır.

Patates böceği yumurtalarını genellikle gruplar halinde yaprakların alt yüzlerine bırakır. Bir dişi 500 - 3000 arasında değişen sayıda yumurta bırakır. Yumurtalar 14.7°C' de 10 günde, 21.5°C' de 6 günde açılmaktadırlar. 12°C' nin altında ise açılma olmaz. Yumurtadan çıkan larvalar önce toplu halde beslenir, sonra bitkinin üzerine yayılarak oburca beslenirler. 4-5 gün ara ile 4 gömlek değiştirerek sıcaklığa bağlı olarak 19-24 günde olgun hale gelirler.

Gelişmesini tamamlayan larvalar bitkiyi terk ederek toprağa inerler ve toprağın 5 - 18 cm derinliğinde pupa olurlar. Pupa süresi 5 - 14 gündür. Patates böceğinin gelişme eşiği 10.1°C dir.

Patates böceği Marmara bölgesi koşullarında 3-4 döl, Orta Anadolu bölgesi koşullarında 1 -5 döl vermektedir. Son döl erginleri sonbaharda havaların serinlemesiyle genellikle geceleri toprağın 2 - 4 cm derinliklerine çekilmekte, gündüz güneşli saatlerde çıkarak tekrar gıdalanmaktadırlar. Sıcaklık 13°C' nin altına düştüğünde erginler kışlama yerine çekilmektedir ki, bu da ekim sonu ile kasım başına rastlamaktadır.


Yaşayış :
Patates böceği gerek ergin gerekse larvaları konukçu bitkilerin yapraklarını genellikle dıştan başlayarak içe doğru yemekte, bazen de yaprağın ayasında bir delik açarak bu deliği genişletmek suretiyle gıdalanmaktadır. Trakya bölgesinde kışlaktan ergin çıkışı patatesin vegetasyon devresine rastlamakta ve bu erginlerle birinci döl ergin ve larvaları genellikle patateste zararlı olmaktadır. Diğer döller ise patlıcana da zarar vermektedir. Böceğin beslenmek suretiyle yaptığı zararın yanı sıra, patateslerde X - virüsünün, patates iğ yumru virüsünün ve patates halka çürüklüğünü meydana getiren Coryne-bacterium sepedonicum 'un taşıyıcısı olarak da rol oynadığı bilinmektedir.

Patates böceği Türkiye'de ilk defa Temmuz 1963 tarihinde Edirne'nin Bosna ve Karaağaç köylerinde saptanmıştır. Halen İç Anadolu, Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde yayılmış olup, Doğu Anadolu'da da tespit edilmiştir.

Kültürel Önlemler :
Patates hasadının tamamıyla yapılmasına özen gösterilmeli, tarlada artık yumru bırakılmamalıdır. Aksi halde gelecek yıl bu yumrulardan oluşan patates bitkileri kışlama yerinden çıkan erginlere barınak olmakta ve Mücadelesinde zorluklar yaratmaktadır. Patates böceği ergin ve larvaları büyük oldukları için kolaylıkla görülebilirler. Ayrıca çok hareketli de değillerdir. Bu yüzden özellikle küçük bahçelerde larva ve erginleri toplayarak yok etmek, yumurta gruplarını ezmek çok etkili olmaktadır.

Kimyasal Mücadele :
Tüm bitkilerin tam olarak ilaçlanmasına dikkat edilmelidir. Larvalar ilk gelişme döneminde yaprakların alt yüzünde bulunabileceklerinden, yaprak altlarının da ilaçlanmış olmasına özen gösterilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Patates böceği'nin ilaçlı Mücadelesine karar vermede eşik bulunmamaktadır. Eğer birinci döle karşı ilaçlama yapılacaksa bitkilerde ilk olgun larvalar ( 4. dönem) görüldüğünde yapılmalıdır. İkinci döle karşı ilaçlama yapılması halinde ise yumurta açılımının tamamlanması beklenmelidir. Bu dönemde bitkilerde olan düşük düzeydeki böcek zararı tolere edilebilmektedir.

Patates böceği Mücadelesinde kullanılacak ilaçlar zararlının larva ve erginlerine etkili olmalıdır. Patates böceğinde ilaçlara karşı direncin oluşmasında önlem olarak ayni grubu ve ayni aktif maddeyi içeren ilaçların sürekli kullanılmasından kaçınılmalıdır. Özellikle Sentetik Pyretroid grubundan olan Deltamethrin'in münavebeli olarak kullanılmasına özen gösterilmelidir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Acetamiprid % 20 SP 6 g/da
Azinphos Methyl % 2,5 TOZ 3 kg/da
Azinphos Methyl % 25 WP 160 g
Azinphos Methyl 230 g/l EC 200 ml
Benfuracarb 200 g/l EC 100 ml/da
Beta Cyfluthrin 25 g/l EC 50 ml/da
Chlorfenvinphos 240 g/l EC 125 ml/da
Chlorpyrifos Ethyl + Cypermethrin 500+50 g/l EC 50 ml/da

Pamuk Yaprak Kurdu

Erginlerin kanat açıklığı 35 - 45 mm' dir. Ön kanatlar gri- kahverengi zemin üzerinde karışık şekilde açık sarı çizgilerle süslü, arka kanat beyaz renkli, vücuda yakın yerler açık gridir. Dişi ve erkek kelebekler arasında belirgin bir fark yoktur. Sadece dişiler erkeklere oranla biraz daha büyüktürler.

Yumurtalar 0.4 mm çapındadır. Genellikle 2 katlı olmak üzere yaprağın alt ve üst yüzüne paketler halinde bırakılır. Yumurtaların üstü dişi tarafından salgılanan deve tüyü renginde tüylerle örtülüdür. Yumurtaları bu haliyle tanımak oldukça kolaydır.

Yumurtadan yeni çıkan larvaların hep birlikte beslenmeleri karakteristiktir. Bir süre sonra yaprağın altına geçmek üzere dağılırlar, l. dönem larva açık yeşil renkli ve vücudu uzun kıllıdır. Baş iri ve siyahtır. Vücudun önden 4. halkadaki ve sondan 2. halkadaki birer çift leke tanımada önemlidir. Larvalar büyüdükçe bu lekelerde büyür ve farklı renklerde görülür. Ortada vücut boyunca kirli sarı bir bant uzanır. Larvalar genel olarak koyu kahverengi veya siyahımsı kadife görünüştedir. Gelişmesini tamamlamış larva 40 - 50 mm uzunluğundadır. Pupa, 16-18 mm uzunluğundadır.

Zararlının belirli bir kışlama durumu yoktur. Güney Anadolu Bölgesinde besin bulabildikleri sürece zararlının her dönemini görmek mümkündür. Dişi yumurtalarını birkaç defada 200 - 300'lük paketler halinde yaprak üzerine bırakır. Bir dişi ömrü boyunca 1200 yumurta bırakır. Geceleri aktif olan kelebekler yazın 7 - 8 gün yaşarlar. Kışın bu süre daha da uzundur. Pamuk yaprak kurdu kelebekleri pamuk mevsimi sonuna doğru sebzelerde görülmeye başlar. Yapraklara paket halinde bırakılan yumurtalar 2-4 gün sonra açılır. Bu süre sonbaharda 7-10, kışın 15-20 gündür. Çıkan larvalar yaprak, çiçek ve meyvede beslenirler. Beş gömlek değiştirerek 6. dönemin sonunda olgun larva olurlar. Tüm larva dönemi sıcaklığa bağlı olarak 17-23 günde tamamlanır. Yazın bu süre 16-20 gündür. Dönemini tamamlayan larva 5 - 8 cm derinliğinde toprağa girerek kendine bir yer hazırlar ve içinde pupa olur. Pupa süresi sıcaklığa bağlı olarak 6-10 gün arasında değişir.

Yazın uygun sıcaklık ve orantılı nemde bir dölünü 25-30 günde tamamlar. Yılda 5-6 döl vermektedir.

Ege Bölgesinde döl sayısı 4-6 olarak belirtilmektedir.

Yaşayış :
Çeşitli sebzelerin yaprak, çiçek ve meyvelerinde beslenir. Meyveleri delerek iç kısmına girerler. Yapraklan yiyerek elek haline getirirler. Sebzelerdeki zararı pamuktan sonra çok fazlalaşır. Pamuk alanlarından sebzelere hücum ederler. Bu nedenle eylülden itibaren sebzenin önemli zararlısı durumuna geçerler. Zararlının salgın yaptığı yıllar önemli ürün kayıpları olmakta, domates, patlıcan, biber gibi sebzelerin meyveleri pazar değerini kaybederek atılmaktadır.

Adana, İçel, Antalya?ya Hatay illerinde, Ege Bölgesinde Muğla (Dalaman, Fethiye) ilinde yayılmıştır.

Kültürel Önlemler :
Ekim veya dikim usulüne uygun olarak yapılmalı, zamansız ve fazla sulamadan sakınılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlama rüzgarsız havada, erken saatlerde, toz ilaçlarda ise çiğ kalkmadan önce yapılmalıdır. İlaçlama sırasında bitkinin her tarafının ilaçlanmasına özen gösterilir.

İlaçlama Zamanı :
Sebze bahçelerinin köşegenleri yönünde yürüyerek, 100 bitkide 1-2 yeni açılmış yumurta paketi veya 4-5 larva görüldüğünde zararlı ile mücadele gereklidir. Sürvey aynı tarlada 10-12 gün arlıklarla tekrarlanmalıdır. Eşiğin üzerinde bir zararlı populasyonu görülmesi halinde ilaçlamalar yinelenmelidir. İlaçlama larvalar dağılmadan yapıldığında sonuç daha iyi olacağından ilaçlama zamanına özen gösterilmelidir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
B.Cyfluthrin 25 g/l EC 150 ml/da
Beta Cyfluthrin 25 g/l EC 150 ml/da
Chlorfenapayr % 50 WG 40 g/da

Nohut Yaprak Sineği

Erginlerin hakim rengi siyahtır. Karın kısmı sarı çizgili, vücudun diğer kısımları gri-siyah renkte, fazla hareketli olmayan sineklerdir. Tarlada dikkatlice bakıldığında nohut yaprakçık ve dalcıkları üzerinde kolayca görülürler. Dişiler ortalama 1.4-1.6, erkekler 1.1-1.3 mm boydadır. Yumurtaları mat beyaz renkte ortalama 0.1 mm boyundadır. Yumurtalar yaprak dokusu içine bırakıldıkları ve küçük olduklarından gözle görülmezler. Larvalar kirli sarı, parlak görünümlü ve silindiriktir. Nohut yaprakçıklarının iki epidermisi arasında açtığı galeride bulunur. Larva üzerinde enine 10 adet bant vardır. Olgun larva ortalama 2.4-2.8 mm boyda ve çıplak gözle kolayca görülür. Pupaları fıçı şeklinde, bal-sarısı veya kızıl-kahverenginde, boyları 2 mm kadar olup kök boğazı civarından alınacak toprak örneğinde gözle görülür.

Kışı toprağın 3-6 cm derinliğinde pupa döneminde geçirir. İlkbaharda erginler çıkar ve taze nohut yaprakçıklarında beslenirler. Cinsel olgunluğa erişince çiftleşir ve yumurta bırakırlar. Dişiler ovipozitörleriyle yaprakçıkların üst epidermisini delerek iki epidermis arasına yumurtalarını bırakırlar. Her yaprakçığa ekseriyetle 1 adet olmak üzere bir dişi 30-35 civarında yumurta bırakır. Yumurtaların bırakıldığı yer hafif bir şişkinlik ve açık renkli bir leke halinde görülür. Erginler bu yumurta bırakılan yerden çıkan özsu ile beslenir. Yumurtalar 2-4 günde açılır. Çıkan larva yaprakçıklar içinde galeri açarak beslenir. Olgunlaşan larva yaprakçığın yan kenarından kendini toprağa atarak 2-5 cm toprak derinliğinde pupa olur. 14-15 günlük pupa döneminden sonra yeni erginler çıkar. Bir dölün gelişme süresi sıcaklık ve neme bağlı olarak 1-1.5 ayda tamamlanır. Konukçu bitkinin vejetasyon dönemine ve kurak geçen yıllara bağlı olarak 2-3 döl verebilir.

Yaşayış :
Yeni çıkan ergin dişiler ovipositörlerini yaprak epidermisine sokarak buradan çıkan özsu ile beslenirler. Erkekler de dişinin çıkarmış olduğu özsudan yararlanırlar. Emgi yerleri yaprakçıklar üzerinde zarımsı sarımtırak renkte lekeler halindedir. Bir yaprakta 40 kadar emgi deliği bulunabilir. Açılan bu yaralara saprofit mantarlar yerleşebilir. Asıl zarar larvalar tarafından yapılmaktadır. Yumurtadan çıkan larva parankima dokusu içinde beslenir. Beslenme sonucu önce açık renkli ip şeklinde galeri oluşur. Daha sonra kabarcık şeklini alır ve tüm yaprak ayasını kaplar. Bu dönemde larvanın pislikleri belirgin bir şekilde göze çarpar. Larva pupa dönemine kadar beslenir. Şiddetli zarar görmüş yaprakçıklar sararır ve dökülür. Dökülmeler bitkinin özellikle alt dalcıklarında olur. Şiddetli zarar sonucu yaprakçıkları dökülen bitkiler az ürün verirler. Bahar ayları yağışlı geçen ve kuvvetli topraklarda bitki yeni yapraklar ve büyüme yapabildiğinden zararı önemli olmamaktadır. İlkbaharı kurak geçen ve zayıf topraklarda bitki yeni yapraklar ve büyüme yapamadığından zararı önemli olmaktadır. İlkbaharı kurak geçen ve zayıf topraklarda zarar % 25-50'ye ulaşabilmektedir. Tüm nohut ekiliş alanlarında görülür.

Kültürel Önlemler :
Bir önceki yıl Nohut sineği zararı görülen tarlalarda kışı geçirecek pupaları öldürmek amacıyla hasat sonunda derin sürüm uygulanmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Sıvı ilaçların bitkinin her tarafını ıslatacak şekilde atılmasına, toz ilaçların ise homojen dağılımının sağlanmasına özen gösterilmelidir. Kurak alanlarda toz ilaçlar tercih edilir.

İlaçlama Zamanı :
Zararlı olduğu yer ve yıllarda nohutların çıkışından 15-20 gün sonra yapılan kontrollerde bulaşmanın % 15'e ulaşması durumunda ilaçlama yapılmalıdır. İlkbaharı yağışlı geçen yıllar ile nohudun iyi gelişme gösterdiği verimli ve kuvvetli topraklarda Nohut sineği populasyonu yüksek olsa dahi verimi azaltacak bir etkide bulunmadığından ilaçlama gerekmemektedir. Bu nedenle kimyasal mücadele, bitkilerin normal gelişemediği, taban suyu az, toprağı kıraç ve ilkbaharı kurak geçen yıl ve yerlerde gerekmektedir. İlk enfeksiyonların görülmesinden sonra yapılacak tek bir ilaç uygulaması yeterlidir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Carbaryl %50 WP 200 g/da
Diazinon 185 g/l EC 200 ml/da
Endosulfan 360 g/l/ %32,9 EC/WP 150 ml/da
Fenthion %3 TOZ 2.2 kg/da
Malathion %2 TOZ 3 kg/da
Malathion %25 WP 240 g/da
Malathion %5 TOZ 1200 g/da
Malathion 190 g/l EC 300 ml/da

Mercimek Kök Koşnili

Erginlerde eşeysel ditnorfizm bulunmaktadır. Ergin dişi 4.5 mm boyunda, koyu kızıl kahverengindedir. Zararlı, ön kısmından arkaya doğru genişleyen oval biçimde olup. keneye benzemektedir. Vücut segmentleri oldukça belirgin ve kıllarla örtülüdür. Dişiler kanatsızdır. Ön bacakları kazıcı tiptedir. Ergin erkek 2-3 mm boyunda, ince uzun silindir şeklinde, koyu kırmızı renktedir. Kanatlar bir çift ve şeffaftır. Kanatlarda kırmızı renkli kilinimsi bir yapı bulunur. Abdomen sonunda beyaz bir kıl demeti uzanmaktadır. Yumurtalar kırmızı renkte ve ovaldir.

Yumurtalardan çıkan birinci dönem larvalar hareketlidir. Birinci dönem larva kendini bitki köklerine tespit ettikten sonra beslenmeye başlamakta ve beslendikçe şişerek kist şeklini almaktadır. Kist dönemindeki larva ikinci dönem larvadır ve beslenme hortumu dışında vücut organları bulunmaz. Dişi kistler ortalama 4-5 mm çapında olup, erkek kistlerden yaklaşık 3 kat daha büyüktür. Dişi ve erkek kistler bitki köklerinde bir arada yapışık olup, bir bitkide 18-20 kist bulunur.

Zararlı, kış dönemini toprakta, 1. larva döneminde kokon içinde geçirir. Mart ayın­da havaların ısınması ile birlikte aktif hale geçen larvalar bitki köklerine geçerek beslenmeye başlar ve bitki özsuyunu emerek beslenen larvalar şişerek kist halini alır. Beslenirken ürettikleri tükürük miktarının fazla olması nedeniyle, toprak ve kum parçacıkları yapışarak kist yüzeyinde kalın bir kabuk oluşturur. İç çeperi siyah renkli olan bu kist kabuğu zararlıyı olumsuz çevre koşullarına ve doğal düşmanlara karşı aynı zamanda koruyucu bir kılıf görevini görür. Pembemsi mor renkte olan bu kistler ezildiklerinde kırmızı renkli bir sıvı çıkar. Bu özelliğinden dolayı bölgede kilimcilikte bir boya maddesi olarak kullanılır. Kistler mercimek hasadına kadar köklerde beslenmeye devam eder, mercimek hasadından sonra yazlamaya girer, yaz ve sonbaharın ilk aylarını beslenmeksizin geçirir.

Eylül ayının ilk yarısında kistler açılıp ilk çıkışlar başlar. Önce küçük kistlerden 3.dönem erkek larvalar çıkar. Ortalama 5 gün süren larva döneminden sonra pupa dönemine girer, yaklaşık 10 gün sonra ekim ayının ilk haftasında ergin erkekler görülür. Dişiler ise kistlerden ergin olarak çıkar. Yumurtalar toprak İçinde yaklaşık 5 cm derinlikte, dişi tarafından salgılanan ve dişinin vücudunu da içine alan pamuğumsu kokon içinde tespih taneleri gibi bırakılır, yumurtalar çoğaldıkça kümeler halini alır. Bir dişi ortalama 579 adet yumurta bırakır. Yılda 1 döl vermektedir.

Yaşayış :
Zararlının 2. dönem larvaları (kistler) bitkide zarar yapar. 2. dönem larvalar bitki köklerinden bitki Özsuyunu emerek bitki gelişmesini yavaşlatır, bitkide sararmalara, kurumalara ve yoğunluğu fazla olan tarlalarda ürün alınamamasına neden olur.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaygındır.

Kültürel Önlemler :
Mercimeğin haşatından sonra derin sürüm (20-30 cm) yapılarak kistlerin parçalan­ması veya olumsuz çevre koşullarının etkisiyle ölmesi sağlanır.

Zararlının kistleri toprakta uzun süre beslenmeden canlı kalabildiğinden, yoğun olduğu tarlalarda 5-7 yıl ekim nöbeti uygulanmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Etkili bir kimyasal mücadele yöntemi yoktur. Bu nedenle kimyasal mücadele önerilmemektedir.

İlaçlama Zamanı :
Etkili bir kimyasal mücadele yöntemi yoktur. Bu nedenle kimyasal mücadele önerilmemektedir.

Mercimekte Apion Zararlısı

Erginleri yeşilimsi mavi, parlak renkte olup 2.1-2.3 mm uzunluğundadır. Hortum­ları hafif kavislidir. Antenleri hortumun ortasına yerleşmiştir. Bacakları ince, uzun ve uç kısımları tırnaklıdır.

Yumurtaları parlak sarı renkli ve elips şeklindedir. Çok kü-çük olması nedeniyle zor görülür. Larvaları bacaksız, par-lak sarı renkte olup, baş kısmı siyahtır. Genellikle kıvrık olarak dururlar ve hareketleri oldukça yavaştır. Pupaları serbest pupa biçiminde olup sarı renktedir.

Kışı ergin olarak toprağın 10-15 cm derinliğinde, tarla kenarı ve çevresindeki yabancı otlar veya çalılık, fundalık, karışık çayır otlarının bulunduğu alanlarda diyapoz halinde geçirir. Mart ayı başlarında günlük ortalama sıcaklık ll°C'ye ulaşınca diyapoz sona erer. Günlük sıcaklık 13-15°C'ye yükseldiğinde ve orantılı nem %65-66 olduğunda erginler kışlama yerlerini terk ederek mercimeğe geçerler. Anı sıcaklık düşmelerinde, şiddetli yağışlarda ve yüksek sıcaklıklarda genellikle mercimeğin kök çevresindeki 3-5 cm'lik toprak derinliğine inerler. Erginler kışlakları terk ettikten sonra cinsel olgunluğa ulaşır. Sabahları ve günün serin saatlerinde beslenirler. Erginler için en uygun sıcaklık 10-14°C"dir. Ergin ömrü 32°C'de oldukça kısalır. Dişi ömrü 50­150 gündür.

Günlük ortalama sıcaklık 19-20:C'in üzerine çıktığında yoğun beslenme, çiftleşme ve yumurtlama başlar. Dişiler yumurtalarını mercimeğin büyüme noktası olan tepe tomurcuğundaki yaprak demetçikleri arasına tek tek, bazen de 2-3 adet halinde bırakır. Kışı geçiren erginler kademeli ölümlerle nisan sonuna kadar yaşarlar.

Yumurtlama periyodu 2-3 aydır. Bir dişi ömrü boyunca ortalama 87 adet yumurta bırakır. Yumurtalar 5-12 günde açılır.

Yumurtalardan çıkan larvalar tepe tomurcuğunda beslenmeye başlar. Her tomurcuk içinde bir larva bulunur. İçinde larva bulunan tepe tomurcukları beyazımsı renkte ve şişkince bir görünümdedir. 10-15 günde gelişmesini tamamlayan larva, aynı tomurcuk içinde beyaz renkte bir kokon örerek pupa olur. Pupa dönemi 10°Cdı:-yaklaşık 28 gün, 32°C,de ise 3 gündür.

Nisan ayının ikinci yarısından itibaren yeni nesil erginlerin çıkışları başlar. Bu erginler yazlamaya çekilinceye kadar oburca beslenir. Mercimek hasadından sonra haziran ayının ikinci yarısına doğru kademeli olarak yazlamaya çekilir.

Yılda 1 döl verirler.

Yaşayış :
Erginleri konukçuların yaprakçıklarında dairesel küçük delikler açarak beslenirler. Erginlerin yapraklardaki bu zararına karşın, asıl zarar tepe tomurcuğunda yaşayan larvalar tarafından yapılmaktadır. Larva zararı nedeniyle bitkinin büyüme gözü kurur, büyümede durgunluk olur, bitki yan dallar vermeye başlar, kısa ve bodur kalır. Böyle bitkiler yeterli kapsül veremediğinden doğrudan ürün verimini etkiler. Şiddetli zarar görmüş tarlalar uzaktan duman renginde görülür. Kurak geçen yıllarda ve kıraç alanlarda zararı önemlidir,

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde mercimeklerde yaygın olarak bulunur.

Kültürel Önlemler :
Mercimek tarlaları ekime hazırlanırken derin bir şekilde sürülerek ertesi yılın ergin popülâsyonu azaltılabilir. Ayrıca tarla içinde ve çevresinde erginlerin kışlamalarına uygun barınaklar ve bitki anıkları bırakılmamalıdır. Çalılık, fundalık ve meralara yakın mercimek ekimlerinde daha dikkatli olunmalıdır. Mercimekte ekim nöbeti uygulanmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Bitkinin her tarafı ilaçla kaplanacak şekilde uygulama yapılır.

İlaçlama Zamanı :
Mücadelede asıl hedef kışlamış erginler olduğundan, erginlerin diyapozdan çıkışlarından hemen sonra ve yumurtlama başlamadan ilaçlama yapılmalıdır.

Zararlıyla kimyasal mücadelede, erginlerin küçük olması, ölü numarası yapması ve toprak içine gizlenmesi gibi özelliklerinden dolayı ergin üzerinden mücadeleye karar vermek güçtür.

Tarlada ergin için,

? 10-50 dekar alanda 16 çember,

? 50 dekardan büyük alanda 20 çember,

atılarak, rrr'de ortalama 3-5 ergin veya daha fazla olduğunda kimyasal mücadele yapılır.

Larva için ise,

- 10-50 dekar alanda 75 bitki,

? 50 dekardan büyük alanda 100 bitki,

kontrol edilerek, bitki başına ortalama 3 ve daha fazla larvalı çiçek tomurcuğu olduğunda veya tepe tomurcuklarında %10'un üzerinde bulaşma olduğunda kimyasal mücadele yapılır.

İlk ilaçlamadan 15-20 gün sonraki kontrollerde larva veya ergin yoğunluğu savaşımı gerektirecek düzeyde olursa, İkinci bir ilaçlama yapılmalıdır. Bu dönemde Silona sp.'nin de aynı tarlada yoğun olması durumunda her ikisini de etkileyen bir ilaç seçilmelidir.

Mercimek Kök Biti

Mercimek kökbiti'nin fundatriks (döllerin anası) formları 5-7 mm boyundadır. Bunlar kışlık yumurtalardan çıkan ilk döldür. İkincil konukçulann köklerinde par-tenogenetik olarak çoğalan bireyler, açık krem renkli ve yaklaşık 2-3 mm boyunda­dır. Nimfler yaklaşık 1-1.5 mm boyunda olup turuncu renklidir.

Kökbitinin yaşam çemberi, primer konukçusu olan antepfıstığı ağacının kabukları altında kışı geçiren yumurtadan fundatriks nimfleri (birinci dol) çıktığı zaman başlar. Yaklaşık üç hafta sonra eşeysel olgunluğa gelirler ve partenogenetik olarak çoğalırlar. Her bir fundatriks yaklaşık 22 nimf (ikinci döl) verebilir. İkinci döl nimfleri yayılır ve yapraklarda iğ biçiminde kırmızı galler oluşturur. Galler içinde yaz boyunca üçüncü ve dördüncü döl kolonileri oluşur.

Sonbahar kolonisinde popülasyon maksimum yoğunluğa ulaşarak her bir gal içinde ortalama 35 kanatlı birey meydana gelir. Bu dönemde kanatlı bireyler galleri terk ederek sekonder konukçulann köklerine yerleşirler.

Köklerde beslenen bu bireyler partenogenetik olarak çoğalmaya başlar. Hava sıcaklığına bağlı olarak mayıs ayında kanatlı cinsel (seksupar) bireyleri meydana getirerek primer konukçularına geri döner. Vivipar olarak erkek ve dişi bireyleri meydana getirir. Bu bireyler çiftleşerek antepfıstığı ağacının ana dalları ve gövde üzerinde kabuk altlarına yumurtalarını bırakır.

Yaşayış :
Kökbiti antepfıstığı ağaçlarında yaprak kenarlarında kırmızı renkli galler oluşturarak zarar yapar. Asıl zararı sekonder konukçuların köklerinde yaşayan bireyler oluşturur. Mercimeğin köklerinde koloni oluşturarak, köklerden bitki özsuyunu emerek beslenmesi sonucu bitkinin gelişmesini yavaşlatır, tarlada dairesel şekilde sararmalara ve kurumalara neden olur. Yoğun olduğu tarlalarda verim düşer.

Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yayılış göstermektedir.

Kültürel Önlemler :
Popülâsyonun yoğun olduğu yerlerde, konukçusu olmayan bitkilerle münavebe yapılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

İlaçlama Zamanı :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

Mantolu Böcek

Erginleri açık deve tüyü renginde, kanat açıklığı dişilerde ortalama 19.6 mm, erkeklerde 20.2 mm'dir. Erkekler genellikle dişilerden daha büyüktür. Baş, toraks ve abdomen sonu erkeklerde sık tüylerle kaplıdır. Dişilerde ise abdomen sonunda tüyler az ve seyrektir. Ayrıca dişilerde abdomen sonu ince uzun, erkeklerde ise küttür. Antenler vücuda göre daha koyu renkli ve çift yönlü tarak şeklindedir. Kanatların etrafı açık renkte, sık saçaklıdır.

Yumurtalar sarı renkli, yassı ve hafif elips şeklinde ve 0.8x1.1 mm boyutlarındadır. Erginlerin çıktığı mantolar içine yumurtalar küme halinde bırakılır.

Larvaların birinci döneminde baş siyah, parlak; gövde açık kahverengindedir. Larvalar yaptıklar manto içinde bulunurlar. Metatoraks plakası bir hatla ortadan ikiye bölünmüştür. Ön bacaklar çok iyi gelişmiştir. Abdomen gri dalgalı sarımsı şeffaf renktedir. Her segmentin yan kenarlarında birer siyah küçük nokta vardır. Baş dâhil vücutta seyrek, uzunca, koyu kahverengi tüyler bulunur. Larvaların renkleri son döneme kadar biraz açılmakla beraber, aynı tonda devam etmektedir. Birinci dönem larvalarda boy ortalama 2.0 mm'dir. İkinci dönem larvalarda mantosuz boy ortalama 4.5-5.5 mm, mantolu 4.0-7.4 mm'dir. Son dönem larvalarda boy, manto ile birlikte 22-52 mm'dir.

Pupaları yassı ve tuğla kırmızısı renginde olup manto içinde oluşmaktadır.

Mantolu böcek, kışı birinci dönem larva halinde, bir yıl önceki bitki artıklarından örülmüş mantodaki pupa kokonları içinde diyapozda geçirir. Nisan başından itibaren larvalar toprak yüzeyine çıkarak nohut ve mercimeğe geçer. Bitkilerin taze sürgün ve yapraklarıyla beslenir ve sürgünleri keser. Bu kesilen parçaların bir kısmını, 1.2-1.8 nım'lik parçalar halinde, ipek salgılarıyla birbirine sıkça yapış­tırarak, vücutlarının etrafında manto oluştururlar (Şekil 116a). Mantoların renkleri beslendiği ortama bağlı olarak grimsi koyu kahverengi, saman rengi ve yeşilimsi olabilmektedir. Mantoların her iki ucu açık ve genel görünüşleri abdomen sonuna doğru incelen uzunca konik şeklindedir.

Mayısın ikinci yarısından itibaren tohum kapsülleri ile de beslenmekte, göç ederek bir tarladan diğerine geçmekte ve haziran ayının ilk haftasına kadar beslenmelerine devam etmektedirler. Prepupa dönemi haziran ayında mantoların içinde başlamak­tadır. Prepupa dönemi toprak çatlakları, taş yığınları veya toprağın 5-10 cm derinliğinde gerçekleşmektedir. Temmuz ayının ikinci yarısından itibaren pupa dönemi başlamaktadır. Ağustos ayının ikinci yarısında ilk kelebekler görülür ve ergin çıkışları eylül ayının ilk yarısına kadar devam eder. Çiftleşen dişiler çıktıkları manto içine 60-120 adet yumurta bırakmaktadır. Ergin ömrü bir gündür. Eylül ayının ikinci yarısından itibaren yumurtalar açılmaktadır.

Mantolu böcek yılda 1 döl verir.

Yaşayış :
Polifag olan zararlının larvaları, bitkileri hem yiyerek, hem de keserek kısa zamanda zarar vermektedir. Bölgede önemli zararı mercimek, nohut, buğday, kavun ve karpuzda bitkinin çıkış dönemlerinde olmaktadır. Mercimek ve nohutta taze sürgün ve yapraklarda oburca beslenmektedir. Ayrıca bitkilerin sürgünlerini keserek bir kısmını mantolarına bağlamakta, diğer kısmı yerde birikmektedir. Buğdayda genç dönemde yaprakları yiyerek ve sapı toprak seviyesinde keserek zarar vermektedir. Kavun ve karpuz tarlalarında erken dönemde fideleri yiyerek zarar yapmaktadır. Beslendikleri tarladaki bitkilerin yeşil aksamı azalınca en yakın tarlaya geçiş yapmaktadır.

Her yıl ekonomik önemde zararlı olmamakla birlikte, salgın yıllarında mercimek ve nohut tarlalarını tamamen tahrip ederek hiç ürün alınamayacak duruma getirebilmektedir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yayılış göstermektedir.

Kültürel Önlemler :
Polifag bir zararlı olduğundan tarlada ve tarla çevresinde yabancı ot temizliğine dikkat edilmelidir.

Kimyasal Mücadele :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

İlaçlama Zamanı :
Kimyasal mücadele önerilmemektedir.

Mercimek Hortumlu Böceği

Ergin 3-4 mm boyda ve uzunca bir biçimdedir. Vücudunu kaplayan pulcukların rengine göre renk görünümü değişir; genellikle kahverengi, gri renklidir. Hortumu kısa ve geniş bir yapıdadır Prothorax'ı kareye yakın bir şekilde ve üzerinde açık renkli pulcukların oluşturduğu uzunlamasına üç bant bulunur. Elitrada uzunlamasına sıralar halinde geriye doğru hafif yönelik beyaz veya siyah kıllar bulunur.

Kışı toprakta ergin dönemde geçirir. İlkbahar aylarında sıcaklığın yükselmesiyle birlikte çıkan erginler beslenmeye başlarlar.Çiftleşmeden sonra dişiler yumurtalarını bitki üzerine veya bitkinin kök boğazı dolayındaki toprak yüzeyine tek tek bırakırlar. Bir dişi 100-600 arasında değişen sayıda yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva bitkinin kök ve nodozitelerinde beslenerek gelişmesini sürdürür ve toprakta pupa olur. Yumurtadan ergine kadar olan gelişme süresi 40-60 gündür. Yılda l döl verir.

Yaşayış :
Ergin ve larva dönemlerinde zararlı olur. Erginler özellikle bitkilerin ilk gelişme dönemlerinde fazla zarar yaparlar. Yaprakların kenarlarından kemirerek yer yer oyarlar. Larvalar ise, bitkinin kök ve nodozitelerinde beslenme yoluyla zararlı olurlar.

Şiddetli saldırıya uğramış bitkilerde zayıf gelişme, solma hatta kuruma görülebilir. Bununla beraber, bazı bölgelerin mercimek alanlarında henüz ağır kayıplara neden olacak bir zararlı durumunda değildir. Ülkemizin tüm bölgelerinde yaygındır.

Kültürel Önlemler :
Mercimek bitkilerinin ilk dönemlerinde hızlı gelişmesini sağlamak amacıyla iyi bir toprak işlemesi yapılmalı ve tohumlar fazla derine ekilmemelidir.

Normal bir münavebe uygulanmalı ve ara yıllarda uygun gübreleme yapılmalıdır.

Mümkünse hızlı gelişen mercimek varyeteleri yetiştirilmelidir.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlamada erginler hedef alındığından bütün bitkilerin ilaçlanmış olması yanında toprak yüzeyinin de ilaçlanmış olmasına özen gösterilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Mercimek bitkilerinin ilk gelişme döneminde bitkiler 5-10 cm boyda iken tek uygulama yapılır. Genellikle bu dönemde yeterli yağış olduğu taktirde bitki kendini kurtaracağından ilaçlama gerekmeyebilir. Mevsim kurak geçiyorsa ilaçlama yapılmalıdır. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Azinphos Methyl %2,5 TOZ 3 kg/da
Deltamethrin 25 g/l EC 80 ml/da
Fenitrothion %3 TOZ 3 kg/da

Lahana Kokulu Böceği

Erginleri 8-10 mm boyunda, vücudunda parlak siyah, kırmızı veya beyazımsı renkte desenler vardır. Baş siyahtır. Pronotum üzerinde 6 siyah nokta ve üst kanatlar üzerinde de siyah desenler bulunur ki bu desenler tür tanısında karakteristiktir.

Kirli beyaz renkte olan yumurtaları silindir şeklinde ve 1 mm boyundadır. Üzerinde birbirine paralel 2 siyah kuşak ve ortada bir leke bulunur. Diğer Pentatomidae yumurtalarında olduğu gibi, bunun da yumurtalarının üst kısmımda bir kapakçık vardır. Kapakçığın ortası siyah, kenarları beyazdır.

Nimfler ilk çıktıkları zaman ergine benzerler, portakal rengi olup üzeri lekesizdir. Daha sonra renk değişir. Baş, thorax, antenler ve bacaklar siyahtır. Abdomen sarı renktedir ve üzerinde siyah lekeler bulunur.

Zararlı kışı ergin halde, dökülmüş yaprakların, bitki artıklarının arasında veya otların, toprak keseklerinin altında geçirirler. İlkbaharda havalar ısınmaya başlayınca, kışlaklardan çıkıp civardaki lahana, karnabahar veya yabani Cruciferler üzerinde beslenmeye başlarlar. Kışlaktan çıkan erginler 10-12 gün kadar beslendikten sonra çiftleşmeye ve ondan l - 2 gün sonra da yumurta bırakmaya başlarlar. Bir dişi ortalama 110-120 yumurta bırakır. Yumurtalar muntazam 2 sıra halinde bırakılır. Bir grupta çoğunlukla 12 yumurta bulunur, yumurtaların kuluçka devresi 5-13 gündür. Yumurtadan çıkan nimfler önce yumurta paketi üzerinde toplu halde bulunurlar. Nimf dönemi yaklaşık bir aydır. 5 nimf dönemi geçirdikten sonra ergin olurlar. Ege ve Marmara Bölgelerinde yılda 3 - 4 döl verirler.

Yaşayış :
Konukçu bitkinin yaprak ve dallarını sokup bitki özsuyunu emmek suretiyle zararlı olurlar. Emgi yerlerinde beyazımsı sarı lekeler meydana gelir. Yapraklarda kıvrılmalar ve lekelerin birleşip kurumaları ve nihayet dökülmeleri sonucu delinmeler olur. Bitkinin iletim dokuları tahrip olur. Özellikle fide döneminde çok zarar yaptıklarında fidenin gelişmesini engeller ve kurutabilirler. Bu dönemdeki zararları daha önemlidir. Ayrıca beslendiği yerlerde pis koku bırakır. Marmara Bölgesinde yer yer, Ege Bölgesinde yaygın olarak bulunur.

Kültürel Önlemler :
Gübreleme, sulama gibi işlemleri iyi uygulayarak bitkilerin ilk dönemlerinde hızlı gelişmelerini sağlamalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Uygulamalar sakin, rüzgarsız havalarda ve günün erken saatlerinde ( özellikle toz ilaçlarda) veya akşam serinliğinde yapılmalıdır. Bitkinin her tarafının ve ayrıca toprak yüzeyinin ilaçlanmasına gerekli özen gösterilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Özellikle lahana ve karnabahar fidelerinde ve fidelerin tarlaya naklinden sonraki 15-20 günlük süre içindeki zararı önemli olduğundan bu dönemle de fidelik ve tarla kont-rolleriyle yumurta paketi, nimf veya ergin araması yapılmalıdır.

Ege bölgesinde bir bitkide bir yumurta paketi, 1-3 Eurydema ergin veya nimfi görüldüğünde ilaçlamaya başlanır. Marmara bölgesinde bitkilerin vegetatif durumu dikkate alınarak ilaçlı mücadelenin gerekli olup olmadığına karar verilebilir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Bromophos 360 g/l EC 60 ml
Carbaryl %5 TOZ 3 kg/da
Carbaryl %50 WP 250 g
Diazinon 185 g/l EC 200 ml
Malathion %25 WP 400 g

lahana Kelebeği

Erginlerin kanat açıklığı 4 - 6 cm' dir. Kanatlarının esas rengi kremimsi beyazdır. Üst kanadın ön kenarının dış köşesinden başlayıp aşağı doğru 2/3'üne kadar inen yarım ay şeklinde siyah bir leke vardır. Ayrıca ön kanadın ortasına doğru dişilerde 2 yuvarlak siyah leke bulunur. Erkeklerde bu lekeler kanadın alt kısmında vardır, üst kısmında görülmez. Alt kanadın ön kenarı üzerinde küçük siyah bir leke bulunur.

Yumurtaları ilk bırakıldıklarında açık saman sarısı renktedir, sonradan limon sarısına dönüşür. Gruplar halinde, bırakılan yumurtaların her biri 1.5 mm boyunda ve 0.6 mm çapındadır. Üzerinde 12 sıra çizgi vardır, bunlar üst uçta birleşir. Kendi aralarında enine çok sayıda çizgilerle bağlanmışlardır.

Larvaları yumurtadan yeni çıktıklarında sarımtırak renkli, esmer başlı, l mm uzunluğundadır. Dört gömlek değiştirir. Her gömlekten sonra abdomendeki siyah lekeler çoğalır. Olgun larva 4 - 5 cm boyunda, yeşilimsi gri renkli, baş ve prothorax siyahtır. Bütün vücutta uzunluğuna üç sarı bant bulunur. Biri sırtta dar, diğer ikisi yanlarda geniştir. Karın sırta göre daha açık renkli ve ince siyah noktalıdır. Her segmentte belirgin siyah 3-4 kabarcık bulunur.

Pupaları abdomen sonundan ve göğüs kısmından bir yere bağlı olarak bulunurlar. Çok köşeli, yeşil, üzeri siyah-san lekelerle işli olup 3 cm boyundadır.

P. brassicae dışında Artogeia ( = Pieris ) rapae (L.) ve Artogeia ( = Pieris ) napi (L.) türleri de vardır.


A. rapae ' de kanat açıklığı 4 - 4.5 cm'dir. Üst kanattaki lekeler bunlarda daha küçüktür. Ayrıca ön kanat üzerinde dişilerde 2, erkeklerde l adet siyah nokta bulunur.

A. napi erginlerinin kanat açıklığı 4 cm'dir. Diğerlerinden farkı dişilerde alt kanatların damarlar boyunca esmer oluşudur.

Lahana kelebeği kışı pupa halinde geçirir. Ege Bölgesinde şubat ayının ikinci yarısından itibaren, diğer bölgelerde ise nisan ayından itibaren ergin çıkışları başlar. Erginler, çıkıştan 2-3 gün sonra çiftleşir ve çiftleşmeden 4-5 gün sonra, dişiler yumurtalarını mevcut konukçu bitki yapraklarının genellikle alt yüzeylerine gruplar halinde bırakırlar. Bir kümedeki yumurta sayısı 25-130 adet; bir dişinin bıraktığı yumurta sayısı ise 64-225 adet arasında değişir. Sıcaklığa bağlı olarak, yumurtalar bırakıldıktan 7-14 gün sonra larvalar çıkar ve toplu halde beslenmeye başlarlar. Gelişmeleri süresince 5 larva dönemi geçirirler. Toplam larva süresi 9-17 gündür. 3. dönemden itibaren larvalar, bitkinin yapraklarına dağılarak beslenirler. Gelişmesini tamamlayan larva, bitkiyi terk ederek duvar, çit, ağaç gövdesi veya çeşitli bitkisel artıklar üzerinde pupa olur. Bir dölün gelişmesi 1-3 ayda tamamlanır, ülkemizde yılda 2-6 döl verir. Ege Bölgesinde 3 döl verdiği saptanmıştır.

Yaşayış :
Zararı yapan Lahana kelebeği larvalarıdır. İlk iki dönem larva yaprakların kenarlarında toplu halde bulunurlar ve damar aralarını yüzeysel olarak kemirirler. Sonra bitkinin her tarafına dağılarak çok oburca beslenirler ve bulundukları bitkinin yapraklarını tamamen yiyerek sadece kalın damarlarını bırakırlar. Yoğunluklarının çok olduğu bahçelerdeki bitkiler bu şekilde yenerek çalılaşmış bir görünüm ortaya çıkar. Ayrıca beslenmeleri anında çıkardıkları pisliklerde yağmur ve çiğ damlacıkları ile bitkinin orta kısmına birikerek yenmez hale gelmesine neden olurlar.

Özellikle lahana, yaprakları yenen bir bitki olduğundan, bunlarda meydana gelen zarar oranının % 100 olarak kabul edilmesi gerekir. Yiyerek ve pislikleriyle kirleterek bu sebzelerin pazar değerinin düşmesine neden olurlar. Bunlar ancak hayvan yemi olarak kullanılabilir. Yoğunluklarının yüksek olması durumunda tarladaki bitkiler tamamen yok olmaktadır.

Ayrıca şalgam kırışıklılık ve şalgam sarı mozaik virüsünün vektörüdür.

Bütün Türkiye'de bulunmaktadır.

Kültürel Önlemler :
Tarlada Lahana kelebeği yumurtaları grup halinde bırakıldığı, larvaları da küçükken grup halinde beslendiği, büyüdükleri zaman da 4 - 5 cm oldukları için kolaylıkla görülebilirler. Özellikle küçük alanlarda bunları toplayarak yok etmek iyi bir mücadele yöntemidir. Ayrıca zararlının pupası bahçe çevresindeki duvarlarda, çitlerde bulunur. Bunların da toplanarak yok edilmesi gerekir.

Kimyasal Mücadele :
Lahana kelebeği'nin önemli sayıda ve yoğunlukta doğal düşmanları vardır. Bu nedenle zararlıyla mücadelede bunlara zarar vermeyecek preparatların seçilmesi gerekir. Böyle preparatlar da Bacillus thuringiensis 'li ilaçlardır.
Larvalar ilk gelişme dönemlerinde yaprakların genellikle alt yüzlerinde bulunduklarından, yaprakların alt yüzeylerinin ilaçlanmış olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca kullanılacak ilaçların şeker veya sandovit gibi herhangi bir yapıştırıcı ile karıştırıldıktan sonra atılması ilacın yaprakları üzerinde tutunmasını sağlar.

İlaçlama Zamanı :
Kelebek uçuşlarının görülmesinden sonra bitkiler kontrol edilir, bulaşma % 10 olarak saptanırsa mücadele yapılmalıdır. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Bacillus thuringiensis 16000 IU/mg WP 50 g/da
Bromophos 360 g/l EC 100 ml
Carbaryl %5 TOZ 3 kg/da
Carbaryl %50 WP 200 g/da
Chlorpyrifos Methyl 227 g/l EC 150 ml
Diazinon 185 g/l EC 200 ml/da
Dichlorvos 550 g/l EC 200 ml/da
Fenitrothion %3 TOZ 3 kg/da
Fenitrothion %40 WP 200 g
Malathion %25 WP 400 g/da
Malathion %5 TOZ 3 kg/da
Malathion 190 g/l EC 500 ml/da
Malathion 650 g/l EC 170 ml/da

Lahana Göbek Kurdu

Ergin grimsi - sarı, kahve renkli, ortalama 6-8 mm uzunluğundadır. Kanat açıklığı 21-15 mm dir. Ön kanatlar dalgalı renkte, üzerinde açık kahve renkli lekeler bulunur. Arka kanat düz bej rengindedir. Yumurta inci tanesi gibi parlak beyazdır. Açılmaya yakın pembemsi bir renk alır. Yumurtadan yeni çıkan larva krem rengindedir. 4 ve 5. dönemde larvalar pembemsi - krem rengini alır. Olgun larvarının uzunluğu 9-15 mrn dir. Başlangıçta açık sarı renkte olan pupanın boyu 7 - 9 mm arasında değişir. Pupa rengi daha sonra koyulaşarak açık kahverengine döner.


Lahana göbek kurdunun gerçek bir kışlaması yoktur. Kış aylarında yumurta hariç zararlının her dönemine rastlamak mümkündür. Sadece aktiviteleri azalır. Erginler pupadan çıktıktan bir müddet sonra çiftleşerek yumurtalarını genç lahana ve karnabahar bitkilerinin kök ile gövde arasına, bazen yapraklara tek tek veya guruplar halinde bırakırlar. Ergin dişi ömrü boyunca ortalama 153 adet yumurta bırakır. Ergin ömrü 1-10 gün arasında değişir. Yumurta açılım süresi 1- 3 gün arasında değişmektedir. Yumurtadan yeni çıkan larva bir müddet yaprağın üst yüzeyinde beslenir, sonra tünel açarak epidermis arasına girer. Larva genellikle açmış olduğu galerinin içinde ve galeri ağzında artıklar bırakır. Larva galeri girişinde çıkardığı pislikleri ağzından çıkardığı ipliklerle bağlar. Ağımsı bir görünüm meydana gelir. Zararlının bu tipik hali kolayca fark edilebilir. Larva gelişmesini 9-13 gün sonra tamamlar. Gelişmesini tamamlayan larva bitkiyi terk ederek bitkinin kök boğazı etrafında toprağın 2 - 3 cm derinliğinde pupa olur. Pupa süresi 2-10 gün arasında değişmektedir.

Akdeniz bölgesinde yılda 5 döl vermektedir. Bir dölünün gelişme süresi 17-31 gün arasında değişmektedir (27 °C de).

Yaşayış :
Yumurtadan çıkan larva bir müddet bulunduğu yerde beslendikten sonra gövde ve yaprak sapı içine girerek beslenir. En önemli zarar larvanın bitkinin büyüme noktasında bulunduğu zaman meydana gelir. Bitki gelişemez yan dallar vererek çatallanır. Baş bağlayamaz. Ancak küçük, pazar değeri düşük lahanalar oluşur. Karnabaharda zarar daha çok önemlidir. Bazen karnabahar bitkisi hiç baş bağlayamaz. Larvanın genç bitkideki zararı daha fazladır. Özellikle fideliklerde beslenme sonucu genç bitkiler 3 - 4 yapraklı dönemde kuruyarak ölür. Genellikle zarar görmüş bitkide cüceleşme, zayıflama ve gelişme geriliği sağlıklı bir bitki ile kıyaslanınca hemen fark edilebilir. Lahana ve karnabahar ekilisi yapılan illerde zararlı bulunmaktadır. En fazla yayılış % 1-89 yayılış oranı ile Adana ve İçel illerindedir.

Kültürel Önlemler :
Tarladaki kurumuş, çürümüş, lahana, karnabahar gibi cruiciferae bitkileri toplanıp yok edilmelidir.

Kimyasal Mücadele :
Fidelik ve tarla kontrollerinde zarar görmüş bitki görülür görülmez ilaçlı mücadeleye başlanır. İlk ilaçlamadan 10 gün sonra 2. bir ilaçlama yapılmalıdır.

İlaçlama Zamanı :
İlaçlama günün erken saatlerinde yapılmalı, lahana gibi yaprağı kaygan bitkilerde ilacın iyi tutunması için ilaçlı suyun içine yapıştırıcı ( Örn.: Şeker gibi) maddeler ilave edilmelidir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Bacillus thuringiensis 16000 IU/mg WP 75 g/da
Chlorpyrifos Ethyl 480 g/l EC 200 ml/da
Fenthion 525 g/l EC 150 ml/da
Pirimiphos Methyl 500 g/l EC 150 ml/da
Quinalphos 250 g/l EC 200 ml/da

Lahana Gal Böceği

Ergini hortumlu böceklerden olan Lahana gal böceği 3 - 4 mm boyundadır. Mat siyah renkli olup, sırt kısmı kül rengi esmerimsi pulcuklarla, yan kısmı sarmışı pulcuk-larla örtülüdür. Bacakları vücutlarından daha koyu siyahtır.

Yumurtası parlak krem renkli, oval şekildedir. Yumurtalar bitki cinsine, gelişme durumuna ve toprak yapısına bağlı olarak ana ve yan köklere, kök boğazına, kök çevresindeki toprağa bırakılır.

Larvası yumurtadan yeni çıktığında beyaz, krem renginde, bazen de kırmızımtırak renktedir. Baş esmerdir. Olgun larva 6 mm boyundadır, galerinin içinde bulunurlar.

Pupası toprakta 5-6 mm'lik toprak kokonlar içinde bulunur. Açık krem renginde serbest pupadır.

Lahana gal böceğinin erginleri nisan ayından itibaren çıkmaya başlarlar. Bu devrede yabani Cruciferae ile beslenirler. Lahana ve karnabaharların dikiminden sonra yumurta bırakmaya başlarlar. Zararlının yaşamı oldukça karışık olup farklılıklar göstermektedir. Erken bırakılan yumurtalardan çıkan larvalar gelişmelerini tamamlayarak haziranda ergin haline gelmelerine karşın, geç konan yumurtalardan çıkan larvalar gelişmelerini gelecek yılın başında tamamlamaktadırlar. Yumurtalar sıcaklığa bağlı olarak 6 - 13 gün içinde açılırlar. Çıkan larvalar bitki dokusuyla beslenmeye başlarlar. İlk devrelerde bulaşık bitkiyi sağlamdan ayırmak imkansızdır. Fakat larva geliştikçe salgıladığı maddeler sonucu kök boğazında irili ufaklı galler oluşur. Gal oluştukça larva bunun içini çevreleyen dokuları yiyerek beslenir. Gelişmesi sırasında 3 larva dönemi geçirir. Büyümesi tamamlanan larva, içinde bulunduğu galin çeperini delerek toprağa geçer. Toprak yapısına göre 2 - 10 cm derinlikte toprak zerrelerini birleştirerek yaptığı koza içinde pupa olur. Pupa süresi ekolojik koşullara göre çok farklılık gösterir.

Lahana gal böceği erginleri Marmara Bölgesinde mayıs sonu ve hazirandan itibaren ekime kadar olan sürede yazlamaya çekilirler. Zararlı aynı bölgede yılda tek döl vermektedir.

Yaşayış :
Lahana gal böceğinin larvaları konukçu bitkilerin köklerinde urlar yapar. Urlar bezelye büyüklüğünde başlar, sonradan birleşerek kök boğazını tamamen sarabilir. Genç bitkilerde bulaşma gelişmeye mani olur. Lahana ve karnabahar baş bağlayamaz. Lahana baş yaprakları kırılır.

Erginler konukçularının yaprakları ve saplarıyla beslenirler. Fidelikte yaptıkları zarar önemli olabilir

Marmara Bölgesi yer yer bu zararlıyla bulaşık durumdadır.

Kültürel Önlemler :
Lahana gal böceği Mücadelesinde en önemli rolü zararlıya karşı uygulanacak kültürel önlemler oynamaktadır. Bunlar da şöyle sıralanabilir

Lahana ve karnabaharlarda baş kesiminden sonra tarlada bırakılan kökler sökülerek yok edilmelidir.

Bulaşık arazilerde ekim nöbeti yaparak lahana, karnabahar ve turp üst üste aynı tarlaya dikmemelidir.

Tarla derin işlenmeli, gübreleme, sulama ve bakım işlerine özen gösterilerek bitkilerin kuvvetli gelişmesi sağlanmalıdır

Fidelerin tarlaya şaşirtilmasi sırasında az gelişmiş, üzerinde zararlıyla bulaşma belirtisi olan fidelerin dikilmesinden kaçınılmalıdır.

Larvalar neme karşı çok hassastırlar. Tamamen veya kısmen hasat edilmiş tarlaları sulamak, pupa olmak üzere toprağa geçmiş larvaları tamamen öldürür.

Kimyasal Mücadele :
Kimyasal Mücadelesi yoktur.

İlaçlama Zamanı :
Kimyasal Mücadelesi yoktur.

Kırmızı Örümcek

Sebzelerde zararlı kırmızı örümceklerin en önemlileri Tetranychus urticae Koch, T. cinnabarinus Bois. ve T. atlanticus Mc. dur. Yaprağın alt yüzünde ördükleri ipek ağlar arasında ergin, larva, nimf ve yumurtaları bir arada görülür, ü.5-0.7 mm büyüklüğünde, oval şeklinde olan kırmızı örümcekler gözle zor fark edilirler.


Dişiler, erkeklere oranla daha büyük yuvarlak vücutludur. Erkeklerin ön kısımları geniş arka kısımları dar ve sivridir.

İki benekli örümcek ( T. urticae ) ve Atlantik örümceği ( T. atlanticus )'nde sırtın her iki tarafında değişik görünüşte siyah benekler bulunur. Beneklerin renk ve şekilleri almış oldukları besine göre değişir. Kışlık formları turuncu renklidir. T. cinnabarinus açık vişne çürüğü görünüşündedir. Sera ve camekanlarda daha çok görülür.

Her üç türde sırt kılları diken gibi çıkar dört çift bacaklı olmaları ile böceklerden ayrılırlar. Larvalar üç çift bacaklıdır. Yumurtaları ilk zamanlar cam gibi şeffaf olup, açılmaya yakın koyulaşırlar.

Erginler kışı kırmızı veya turuncu renkli kışlık formda, dökülen yaprakların altında ve toprak arasında diyapoz halinde geçirir. Kışı ılık geçen bölgelerde ve seralarda yaşayışlarına devam ederler. Mecburi kışlama yoktur. Yaz aylarında olduğu gibi yaşayıp üremelerine devam ederler.

Tarla kenarı ve içindeki yabancı otlardan bulaşık fidelerden sebzelere geçerler.

Yaprak alt yüzüne, yaprak damarları boyunca yaptıkları ağlar arasına yumurtalarını bırakırlar. Bir dişi 100-200 yumurta bırakabilir. Yumurtalar sıcaklığa bağlı olarak 3-5 günde açılır. Larva ergin oluncaya kadar üç durgun devre geçirir. 8-15 günde ergin olurlar. Döl adedi bulundukları bölgenin iklimine ve üzerinde yaşadığı konukçuya göre değişir. Yılda 10-12 döl verirler.

Yaşayış :
Üzerinde yaşadığı bitkinin yaprak özsuyunu emer. Emilen yaprak sararır. Bitkinin klorofil miktarı % 20-40 nispetinde azalır. Özümleme geriler. Yapraklar kıvrılır, dökülür. Ürün verimi % 40-60 nispetinde düşer, kalitesiz olur. Başta Ege, Akdeniz, Trakya ve Orta Anadolu olmak üzere ülkemizin hemen her yerinde bulunan zararlılardır. Tetranychus türleri Patates Y virüsü (PVY), ve tütün halka leke virüsünün (Tobacco ring spot) vektörüdür.

Kültürel Önlemler :
Sonbaharda sebze artıklarını bahçeden uzaklaştırmalı, yazın ot çapasına önem verilmeli azotlu gübre fazla kullanılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Kırmızı örümcekler çoğunlukla yaprağın alt yüzünde yaşarlar. Yaprakların alt yüzü sırt pülverizatörü ile özellikle ilaçlanır. Atomizör ise yaprakların alt ve üst yüzünü alabora ederek ilaçlar. İlaçlama rüzgarsız bir havada sabahleyin veya akşam üzeri yapılmalıdır.

Tarla kenarında konukçusu olan yabancı otlar da ilaçlanmalıdır.

İlaçlama Zamanı :
Kırmızı örümcekler (akarlar) sebzelerin bulunduğu her dönemde aranır. Yaprakların alt yüzünde bulunurlar. Gözle zor görüldükleri için büyüteç ile yapraklar muayene edilmelidir.

Sebze bahçelerinde ilk çiçeklenme döneminde parsellerin köşegenlerinden araziye çapraz girilir. 3-5 adımda bir, bitkinin dip ve orta yapraklarından birer adet yaprak koparılır veya kopartılmadan üzerinde sayım yapılır. Parsel büyüklüğüne göre, fasulye gibi küçük yapraklı bitkilerde 25-30, hıyar ve patlıcan gibi iri yapraklı bitkilerde 10-20 adet yaprak muayene edilir. Yapraklar üzerindeki canlı kırmızı örümcekler büyüteç ile sayılıp kayıt edilir. Toplam canlı kırmızı örümcek sayısı sayılan yaprak adedine bölünür. Bir yaprağa düşen canlı kırmızı örümcek sayısı bulunur.

Yapılan sayımda fasulye gibi ufak yapraklı sebzelerde 1-3 adet canlı kırmızı örümcek, patlıcan gibi iri yapraklı sebzelerde 3-5 adet canlı örümcek isabet ederse mücadeleye karar verilir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Abamectin 18 g/l EC 25 ml -da
Azocyclotin %25 WP 100 g (fasülyede/patlıcanda)
Bifenthrin + Amitraz 25+200 g/l EC 250 ml (patlıcanda)
Bifenthrin 100 g/l EC 70 ml
Bromophos 360 g/l EC 150 ml

Kavun sineği

Dişiler, erkeklerden biraz daha büyük olup, vücut yapılışı bakımından farklılık gösterir. Dişilerde boy 7-7.5 mm, erkeklerde 5.5-6.0 mm arasında değişir. Baş, yarım küre biçiminde koyu sarı renktedir. Antenler 3 seğmendi olup üçüncü segment diğer iki segmentten daha uzundur. Gözler, başın yan tarafında, oldukça belirgin açık filizi yeşil renktedir. Başın tepe kısmında üç adet nokta göz yer alır.

Baş, thorax ve abdomenin muhtelif yerlerinde sarı tüycükler, karakteristik iri ve kuvvetli kıllar vardır. Thorax baş kısmından biraz daha dar ve sarı renktedir. Bacaklar sarı renktedir, üzerinde çok sayıda sarı tüycük bulunur.

Abdomen rengi sarıdır, üzeri açık sarı renkte tüylerle ve siyah kıllarla örtülüdür. Dişilerde abdomen segmentleri uca doğru gittikçe daralarak devam eder.

Kanatlar saydam görünüşlüdür, damarları sarı renktedir. Kanadın dış kenarları etrafında kahverengi oldukça küçük tüycükler bulunur. Kanatların üzerinde kenarları kahverengi olan sarı renkte üç adet bant vardır.

Kavun sineği üç larva dönemi geçirir ve larvalar bacaksızdır. Her üç larva döneminde de larvaların büyüklükleri, beslenme durumu ve şartlarına bağlı olduğundan çok değişiklik göstermektedir. Birinci dönem larvanın rengi saydamdır. Kavunun içerisinde zor belirlenir. Son vücut segmenti ikiye ayrılmış çatal şeklinde görülür. Başlangıçta ikinci dönem larva saydamdır, dönem sonuna doğru renkler donuklaşmaya ve hafif beyaz krem sarısı bir renk almaya başlar. Üçüncü larva döneminde segmentler belirgindir. Vücut, baş, üç thorax ve sekiz abdomen segmentinden meydana gelmiştir. Larvanın ventral kısmında hareket etmesine yarayan enine çıkıntılar vardır. Olgun larva boyu 10 mm kadardır.

Pupası, puparium içindedir. Puparium'un rengi açık ile koyu kahverengi arasında değişir. Ön kısmı dar ve yassı, arka kısmı beyaz daha geniş ve yuvarlaktır. Şekli fırçaya benzer. Boyu 5.5-6.5 mm kadardır. Kışı, bir yıl önce kavun yetiştirilmiş alanda toprağın içerisinde pupa halinde geçirir. Kavun bitkilerinin fonolojisi ile ilgili olarak yani ilk kavun meyvelerinin oluşmasıyla topraktaki pupalardan kavun sinekleri çıkmaya başlar. Erginler ilk çıktıklarında renkleri çok açık sarıdır. Kısa bir süre sonra renk koyulaşır. Kendilerini güneş ve rüzgarın etkisinden koruyacak kavun bitkileri üzerindeki kuytu yerleri arayıp bulurlar. Yumurtlamaya başlamadan önce ve yumurtlama döneminde körpe kavun meyvelerinin kabuklarını ovipozitörleri aracılığı ile delerek bu kısımlardan çıkan meyve özsuyu ile beslenirler. Çiftleşme, yumurtlama başladıktan sonra da devam eder. Bir dişi birçok kez çiftleşebilmektedir. İlk çiftleşmeden 3-5 gün sonra yumurta bırakmaya başlar. Yumurtalarını körpe meyvenin kabukları altına tek tek bırakır. Yumurtlama süresi 10-17 gün devam eder. Yumurtanın açılmasıyla genç larva, yumurtanın bırakıldığı yönde kavunun etli kısmı içinde çekirdek evine doğru beslenmeye başlar. Vücudu genişliğinde bir galeri meydana getirerek ilerler. Çekirdek evine ulaşmadan veya çekirdek evi ile kavunun etli kısmı arasındaki sahaya girdikten sonra büyümesini tamamlayarak durgunlaşır, hareketsiz kalır ve gömlek değiştirerek ikinci larva dönemine geçer. İkinci gömleği değiştirdikten sonra son dönem larvalar, çekirdek evi içerisinde her yöne doğru düzensiz galeriler açarak beslenirler. Bu dönemde larvalar çok obur ve hareketlidir. Kavunu terk etmek için galeri açar, ve meyve kabuğunu delerek dışarı çıkarlar.

Olgun larvalar, toprak yüzeyine düştükten sonra, terk ettikleri meyvelerin civarında dolaşarak buldukları elverişli bir yerde toprağa başlarını sokarak toprakta ilerler ve toprak yapısına göre değişik derinliklerde (1-14 cm) pupa olurlar. Kavunu terk etmeyen bazı larvalarda kavun içerisinde pupa olurlar. Pupanın gelişme süresi 10-20 gündür. Yılda 2-3 döl vermektedir. Bazen 5-6 döl de verebildiği literatürde kayıtlıdır.

Yaşayış :
Kavun sineği, kavunlarda önemli zarara neden olmaktadır. Dişilerin beslenebil-meleri için veya yumurta koyacakları zaman genç meyvelerin kabuk kısımlarını ovipozitörleri aracılığıyla delerek meydana getirdikleri yaralar meyvenin gelişmesini engellemez. Bu kısımlardan mikroorganizmaların girip meyveyi çürütmelerine imkan yoktur. Bu bakımdan erginlerin zararı düşünülemez. Zararlı olduğu devre larva dönemidir. Birinci dölün larvalarının zararı oldukça önemlidir.


Larvalar çekirdek evini delik deşik ederek bozarlar. Beslenme sonucunda tahrip edilen bu kısımlar dokuların kırıntıları ve larva pislikleri ile dolarak koyu kahverengi bir görünüş arzeder. Ortaya çıkan pis koku kavun içerisine yayılır, tat ve aromanın bozulmasına neden olur, larvaların çıkmak için açtıkları delikler ile bozulma ve kokuşma hızla kavunun her tarafına yayılır. Kavunun direnci azaldığından kabuk üzerindeki çıkış deliklerinden saprofit mantarlar da kavuna arız olarak çürümelere neden olurlar.

Karpuzlardaki zarar kavunlardakilerden tamamen farklıdır. Larvaların yumurta bırakılan boşluklar civarında zarara başlamaları dolayısıyla buradaki dokular gelişemez. Meyvenin dış görünüşü eğri büğrü şekilsiz bir hal alır. Etli kısımda zarar gören dokular düğüm halinde ve çok serttir. Doğu ve Güney Anadolu bölgelerinde yer yer bulunur, pek yaygın değildir.

Kültürel Önlemler :
Bostan sahipleri genellikle kurtlanmış kavun ve karpuzları ya öylece bırakmak veya koparıp atmaktadırlar. Böylece sinekler biyolojilerini kolayca tamamlamakta ve yoğunlukları artmaktadır. Bu nedenle yapılacak kontrollerde kurtlanmış meyveler derin çukurlara gömülmeli ve üzerleri mümkünse kireçlenip kapatılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Alet seçiminde bitkinin vejetatif gelişmesi ve ilacın formülasyon şekli önemlidir. İlaçlamaya başlamadan önce aletin kalibrasyonu yapılmalıdır.

İlaçlamadan olumlu sonuç alınabilmesi için sabahın erken saatlerinde rüzgarsız havalarda yapılan ilaçlamada meyvelerin iyice ilaçlanmasına özen gösterilmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Bir yıl önce ekili alanlarda Kavun sineği zararı görülmüş ise ertesi yıl kavunlar fındık- ceviz büyüklüğünü aldığında 1. ilaçlama, bundan 15 gün sonra 2. ilaçlama yapılmalıdır. Kavunun vejetasyon süresi çok uzun olan yerlerde 3. ilaçlama yapılabilir.

Van ili yöresinde bir ilaçlama ile sonuç alınmaktadır. Bunun nedeni, bu ildeki kavun yetiştirme tekniği diğer illerdekinden farklıdır. Van ili yöresinde kavunlar, portakal, büyüklüğünü aldığı zaman meyveler toprakla örtülmekte ve sinekle teması kesildiğinde 2. ve 3. ilaçlamalara gerek kalmamaktadır. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Carbaryl %5 TOZ 2,5 kg/da
Diazinon 185 g/l EC 300 ml/da
Endosulfan 360 g/l EC 300 ml/da
Fenthion %3 TOZ 2.2 kg/da
Fenthion 525 g/l EC 120/130 ml/da
Malathion 190 g/l EC 600 ml/da
Trichlorfon %80 SP 250 g/da

Kavun Kızıl Böceği

Ergin 6.5-7 mm boyunda, demir kırmızısı renginde olmakla beraber abdomen siyah renklidir. Vücut şekli uzunca silindirik şekilde çevik hareketli bir böcektir. Limon sarısı rengindeki ince uzun larva, olgunlaştığında 10-15 mm genişliğinde olur. Başın üst tarafı siyah, alt tarafı sarıdır. Anüsün ucu altında yardımcı bacak vazifesi gören emeç şeklinde bir çıkıntı vardır. Larva bu emeç yardımıyla kendini konukçu bitkiye sağlam bir şekilde tutturur.

Kavun kızıl böceği, kışı ergin halinde diyapoz durumunda kuru yapraklar altında veya toprak içinde geçirir. İlkbaharda (nisan- mayıs) havaların ısınmasıyla kavun tarlalarında görülmeye başlarlar ve kavun yapraklarını kemirmek suretiyle zarara başlarlar. Çiftleşmeden sonra dişi böcekler yumurtalarını tek tek veya küçük gruplar halinde bitkinin hemen yakınında toprak altına bırakırlar. Bir dişi böcek ortalama 600 kadar (160-1300) yumurta bırakabilir. Dişilerin yumurtlama müddeti uzundur. Yumurtlama 8-11 gün kadar sürer. Yumurtanın açılım süresi 9-14 gündür. Yumurtadan çıkan larvalar kavun köklerine saldırırlar. Kök içine girerek beslenirler. Bitkilerin kurumasına sebep olurlar. Larvanın gelişme müddeti 1 ay kadardır. Sonra kökleri terk ederek toprak içinde yaptıkları bir yüksükte pupa olurlar. Sıcaklığı bağlı olarak pupa müddeti 8-18 gündür. Yılda 2-4 nesil verir.

Yaşayış :
Kavun kızıl böceğinin ergin ve larvaları zararlıdır. Erginleri genç bitkilerin yaprak, sürgün ve çiçekleri üzerinde beslenerek zarar yaparlar, yaprakları kalbur gibi delik deşik ederler. Bitkilerin gelişmesi gecikir.

Larvaların zararı köklerdedir. Bitkilerin ana ve yan köklerini delmek ve kemirmek suretiyle tahrip ederler ve bitkiyi meyvelerini olgunlaştırmadan kuruturlar. Epidemi yıllarında zararları büyüktür. Larvaların bitki köklerinde açtığı deliklerden toprak mantarları, bakteriler sekonder olarak girerek zarar yaparlar. Bitkiler sararır, solar ve mahsûl olduğu halde olgunlaşmadan kurur.

Kültürel Önlemler :
Kışı geçirmek üzere diyapoza giren erginlerin yok edilmesi için tarlanın kış öncesinden veya erken ilkbaharda derin sürüm yapılması önerilir.

Kimyasal Mücadele :
Verilen ilaçların ve dozların dışına çıkılmamalıdır. Bostan hassas bir bitkidir. Yüksek doz bitkilerde fitotoksite yapabilir.

İlaçlama Zamanı :
Kavun kızıl böceğinin hem ergin hem de larvası zararlıdır. Her biri için ayrı ayrı mücadele şekli uygulanır.

Ergin için, bitkinin yeşil aksamında ergin aranır. Tarlanın köşegenleri istikametinde 100 bitki aranır. Bitkiye 1-2 ergin isabet edecek kadar zararlı görülürse ergin Mücadelesine geçilir.

Larvalar için, aynı şekilde tadanının köşegenleri istikametinde gidilerek tarla kontrol edilir. Solmuş bitkiler varsa kök boğazı civarı, daha sonra kök boğazı ve kökler kontrol edilerek larva aranır. Kontrol edilen bitkilerde % 1-2 oranında zarar görmüş bitki bulunursa larva Mücadelesine geçilir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Bromophos 360 g/l EC 100 ml/da (ergin mücadelesinde)
Carbaryl %5 TOZ 3 kg/da (ergin mücadelesinde)
Carbaryl %50 WP 250 g/da (ergin mücadelesinde)
Diazinon 185 g/l EC 200 ml/da (ergin mücadelesinde)
Diazinon 630 g/l EC 70 ml/da (ergin mücadelesinde)

Karpuz Telli Böceği

Şekil ve renk itibariyle 7 noktalı gelin böceğine benzer. Ergin üstten yarım küre şeklinde ve kanatların üzerinde 6'şar adet etrafı açık renkte siyah lekeler bulunur. Gelin böceğinden biraz iri ve genel görünümü bakır kırmızısı renktedir.

Larvalar 10-12 mm boyunda kavuniçi renginde geniş ve ovaldir. Larvanın üzeri abdomenin son segmenti hariç bütün diğer segmentlerde oldukça sert çatallanmış dikenimsi kıllarla örtülüdür. Birinci göğüs ve abdomenin sondan bir önceki segmentte diken sayısı 4, diğerlerinde 6 adettir. Yumurtalar 1.5-2 mm boyunda uzunca, ilk bırakıldıklarında parlak sarı, daha sonraları portakal sarısı rengindedir.

Erginler kışı yaşadığı bitki artıkları arasında veya diğer korunmaya uygun yerlerde ergin olarak tek tek veya gruplar halinde diyapozda geçirirler. İlkbaharda havalar ısınmaya başlayınca kışlakları terk edip, beslenerek yumurta bırakırlar.

Zararlının ilk zararları mart-nisan aylarında Ecbaüum sp. (Yabani hıyar)da görülür. Kültür bitkilerine geçiş mayıs-haziran aylarına rastlar. Erginler yumurtalarını beslendikleri bitkinin alt kısmına (2-50 yumurtalı) kümeler şeklinde bırakır. 2-6 günde açılan yumurtalardan çıkan larvaların ergin oluş süresi bir ay kadardır. Larva son dönemde abdomen son segmentinden vücudunu yaprağın alt yüzüne tespit ederek pupa olur. 8-10 gün sonra bu pupalardan yeni erginler çıkar. Yılda 2-4 döl verebilmektedir.

Yaşayış :
Erginler çiçek, meyve, meyve gözlerinde ve genç sürgünlerde; larvalarda yapraklarda tahribat yaparlar. Larvaların kemirerek beslenmeleri sonucu yapraklarda dantel şeklinde sahalar meydana gelir. Erginler ise yapraklarda beslenmesi sonucu delik sahalar meydana getirirler. Saldırı sonucu yaprak ve sügünler kurur. Genç fide döneminde zarar yaparsa yeniden dikimi gerektirir. Ayrıca kabak mozaik virüsünün (Squash mosaik virüs) vektörüdür.


Kültürel Önlemler :
Karpuz telli böceği ile bulaşık sahalardaki bitki artıkları toplanıp imha edilmelidir.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlamada ilacın yaprakların alt ve üst yüzlerine iyi bir şekilde teması sağlanmalıdır. İlaçlar verilen dozda uygulanmalı ve prospektüsü iyice okunmalıdır. İlaçlama sabah erken saatlerde ve rüzgarsız havada yapılmalı, sıcak artınca ilaçlamaya ara vererek öğleden sonra hava serinleyince devam etmelidir.

İlaçlama Zamanı :
Karpuz telli böceği sürveyi mayıs ayı ortalarından itibaren başlar, karpuz, kavun, hıyar, kabak gibi bitkiler üzerlerinde ergin; yapraklarında da yumurta, larva ve ergin aranır. Mücadele ekseri larvaların görülmesi ile başlarsa da ilaçlamanın ekonomik olması bakımından yoğunluk tayini önemlidir. Yoğunluk tayininde bitkilerde ergin, larva ve yumurta aranır. Zararlının yoğunluğu genelinde mayıs ayı sonundan itibaren artmaktadır. Sıra halindeki ekimlerde 30 ml'lik sırada tesadüfi 10 bitkide 50 adet yumurta tespit edilmişse saha düşük yoğunlukta bulaşık demektir. Eğer 15-20 bitki bulaşıksa orta, 25 bitki bulaşıksa yoğunluk yüksektir. Orta yoğunluktaki bir tarlada mücadele yapmak gerekir ve ekonomik olur. Mücadele gayesiyle yapılacak yoğunluk tayini sayımları birer hafta ara ile iki defa tekrarlanmalıdır. Sayımlarda tekerrürler ne kadar fazla olursa tahmindeki hata o kadar az olacağından tekerrür adetlerinin en az üç olarak alınması faydalıdır. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Azinphos Methyl %25 WP 200 g
Azinphos Methyl 230 g/l EC 200 ml
Bromophos 360 g/l EC 100 ml/da
Carbaryl %5 TOZ 3 kg/da
Carbaryl %50 WP 250 g/da
Diazinon 185 g/l EC 200 ml/da
Fenthion 525 g/l EC 100/150 ml
Malathion %25 WP 400 g/da
Malathion %5 TOZ 3kg/da
Malathion 190 g/l EC 500 ml/da
Malathion 650 g/l EC 170 ml/da

Havuç Sineği

Erginleri parlak yeşil-siyah renkli sineklerdir. Boyu 4-5 mm'dir. Baş büyük, sarımsı kahverengindedir. Alın kısmında hafif kabarık şekilde, iki adet sert kıl taşıyan ve üç nokta göz tarafından çevrelenen siyah bir nokta vardır. Üçüncü anten segmentinin yarısı siyah, yarısı sarıdır. Kanatlar kahverengimsi sarı damarlıdır.

Yumurtaları çok küçük, sarımsı krem veya beyaz renkte olup, boyu 0.5 mm'dir.

Genç larvalar beyaz veya sarı renkte olup; olgun larva ince uzun, parlak ve genellikle sarı renktedir. Larvalar bacaksızdır .

Pupa soluk sarı renkte olup, abdomenin ucu daha koyudur. 7-8 cm toprak derinliğinde ve köklerin etrafında bulunur .

Kışı köklerde genellikle larva veya toprakta pupa döneminde geçirir. Bölgeden bölgeye değişmekle beraber nisan ile mayıs aylarında pupalardan erginler çıkmaya başlar. Mayıs ile haziran aylarında ergin çıkışları en yüksek düzeye ulaşır.


Dişiler yumurtalarını konukçu bitkilerin etrafındaki toprak yüzeyine, bitkiye yakın şekilde bırakırlar. Yumurtalar yaklaşık 10-12 günde açılır. Birinci dönem larvalar bir süre ince kökler üzerinde beslendikten sonra ana köke girerler. Burada yukarıya doğru bir tünel açarak beslenmeye devam ederler. Yaklaşık 4 haftada olgunlaşan larva havucu terk ederek pupa olmak için toprağa geçer. Yılda 2-3 döl verir. Üçüncü dölün erginleri eylül ayında çıkar, bu dönemde yeni köklenen havuçlarda kış süresince larva veya pupa olarak kalırlar. Diyapoz yoktur.

Yaşayış :
Havuç sineği larvaları en ince köklere kadar girerek beslenseler de asıl zarar ana kök içinde galeri açmaları sonucunda görülür. Köklerdeki helezoni oyuklar çamur ile dolduğundan paslı bir görünüm alır. Havuçlar pazar değerini kaybeder. Yoğunluğun fazla olması durumunda yaprakların sararmasına ve kurumasına da neden olur.

Konukçularının, kök boğazı ve gövdesinin dip kısımlarında da galeriler açarlar. Yoğunluğa bağlı olarak kereviz bitkilerinde bodurlaşma da görülür.

Geniş havuç ekilisi yapılan İç Anadolu, Akdeniz ve Ege Bölgelerinde görülmektedir.

Kültürel Önlemler :
? Erken ekim yapılmasında yarar vardır.

? Toprağın derin işlenerek pupalar yok edilmelidir.

? Erginlerin yumurta bırakmalarını artırdığı için havuç ekimi yapılacak alanlarda yanmamış çiftlik gübresi kullanılmamalıdır.

? Havuç yetiştirilecek yerlerin önceki yıllarda Havuç sineği ile bulaşık olmamasına özen gösterilmelidir. Bulaşık sahalardan mümkün olduğu kadar uzak alanlara ekim yapılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Bu zararlıya karşı ruhsatlı bir ilaç bulunmamaktadır.

İlaçlama Zamanı :
Bu zararlıya karşı ruhsatlı bir ilaç bulunmamaktadır.

Fasulye Kapsül Kurtları

Etiella zinckenella'.

Ergini grimsi renkte küçük bir kelebektir. Kanat açıklığı 20-22 mm'dir. Ön kanatlar üzerinde, toraksa yakın kısımda uzunlamasına koyu sarı renkte bir şerit ve dış kenar boyunca ince beyaz bir şerit bulunur. Arka kanatlar daha açık gri renkte ve lekesizdir. Yumurtaları, şeffaf, beyaz renkte olup boyu 1 mm kadardır. Larvaların baş kısmı kahverengi, vücut yeşilimsi erguvani renkte ve vücut segmentleri üzerinde kahverengi çizgiler vardır. Olgun larvanın boyu 15 mm kadardır.


Larva dönemi 25°C de 12-14 gündür. Doğada larvalar nisandan eylüle kadar görülür. Gelişmesini tamamlayan larva kendini toprağa atarak 3^1 cm derinlikte pupa olur. Pupa yeşilimsi kahverengidir. Pupa süresi 9-10 gündür. Ekolojik koşullara göre yılda 2-3 döl verebilir. Kışı toprakta olgun larva veya prepupa halinde kokon İçinde geçirir.

Lampides boeticus:

Erginlerin kanatlarının üst yüzeyi metalik mor renkte veya daha açık tonlarında, kanatların alt yüzeyi bej renginin tonlarında ve kanat açıklığı 28-30 mm'dir. Ön kanatlar lekesizdir. Arka kanatlardaki dış alan kenar çizgisinin alt ucunda 2 küçük siyah nokta ve bu noktalar arasından uzanan küçük, kuyruk şeklinde bir uzantı vardır. Vücut kahverengidedir (Şekil 93a,b). Yumurtaları 1 mm kadar olup, şeffaf beyazdır. Larvaları sarımsı-yeşilimsi ve kıvrıktır. Olgun larva yaklaşık 10 mm kadardır. Doğada erginleri haziran ayından eylüle kadar görmek mümkündür.

Çiçek tomurcuklarına bıraktığı yumurtalardan çıkan larvalar, ilk iki döneminde çiçeklerin anterleriyle beslenirler. 3. ve 4. dönem larvalar ise çiçek ve kapsüllerde beslenirler. Olgun larva kendini toprağa atarak, beyaz iplikçiklerden ördüğü kokon içinde pupa olur.

Her iki türde de dişiler yumurtalarını çoğunlukla konukçularının çiçek çanak yapraklarının alt yüzeyine, çok az da olsa kapsül yüzeyine ve çiçeklere tek tek bırakırlar. Yumurtalardan çıkan larvalar çiçekler veya kapsüller içine girerek, çiçek içindeki dişi ve erkek organları, kapsül içindeki yeşil taneleri yiyerek beslenirler.

Yaşayış :
Her iki türün zarar şekli, birbirine çok benzer. Larvaları çiçeklerde veya kapsüller içinde beslenerek zarar yaparlar. Hasar görmüş çiçeklerin kapsül bağlaması mümkün olmadığı gibi kapsül içine giren larva, tanelerin tümünü yediği için doğrudan ürüne yönelik bir zarar söz konusu olup zarar oranı %5-70*dir.

Ege, Trakya, Orta Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki bakla­gil üretimi yapılan yerlerde yaygındır.

Kültürel Önlemler :
Tarlada bitki artıklarının bırakılmaması, hasattan sonra derin sürüm yapılması ve ekim nöbeti zararlı popülasyonunu azaltıcı faktörlerdir.

Kimyasal Mücadele :
İlaçlamalar sabah erken saatlerde yapılmalıdır. Kullanılan ilacın etki durumuna göre kırmızıörümcek yönünden kontroller yapılmalı ve gerekirse önlem alınma­lıdır. Bitkinin her tarafı ilaçla kaplanacak şekilde uygulama yapılır.

İlaçlama Zamanı :
Birinci ilaçlama çiçeklenme başlangıcında, kelebek uçuşları devam ediyorsa birinci ilaçlamadan 15 gün sonra ikinci uygulama yapılmalıdır.

Enginar Yaprak Böceği

Erginin vücudu yarım küre şeklinde, kırmızı renkli ve parlak olup üzeri çok ince noktalıdır. Baş küçük ve gözler siyahtır. Erginler 4-5 mm'dir.

Yumurtası elips şeklinde, krem veya beyaz renklidir. Larvası sarımsı beyaz renkte olup, baş, pronotum ve bacakları açık kahverengidir. Toprakta odacıklar içinde bulunan pupası açık kahverengidir.

Kışı larva halinde yaprak döküntü­leri arasında veya toprakta geçirir. Larvalar mart ayının ortalarında top­rağın 1-3 cm derinliğinde pupa olur.

Erginlerin, mayıs ayı başında top­raktan çıkarak yaprak ve tomurcuklar üzerinde beslendiği görülür. Haziran ayı başlarında beslenmeleri azalır ve yazı geçirmek üzere top­rağa veya çevredeki yabancı otlara geçerler. Ekim ayı sonuna kadar ha­reketsiz bir dönem geçiren erginler tekrar canlılık kazanarak kasım ayından itibaren çiftleşmeye başlarlar. Dişiler çiftleştikten 5-6 gün sonra yumurtalarını yaprakların alt yüzüne ve genellikle damar diplerine tek tek bırakırlar. Erginler, tarlada aralık ayına kadar görülür. Yumurtadan çıkan larvalar hemen yaprak daman içine girerek bir süre beslendikten sonra yaprak dokusuna geçer. Yılda 1 döl verirler.


Yaşayış :
Erginler, enginar yapraklan ve tomurcukları üzerinde beslenirler. Yaprakların üst yüzünü alt epidermisi bırakarak yerler ve yaprağı delik deşik yaparlar. Larvalar yaprağın etli dokusunda beslenir ve galeri oluşturarak zarar yaparlar.

Ege Bölgesi ndeki enginar yetiştirilen yörelerde bulunur.

Kültürel Önlemler :
Bulaşık yaprak ve bitki artıklarının temizlenerek tarladan uzaklaştırılması gereklidir.

Kimyasal Mücadele :
Önerilen bir kimyasal mücadelesi bulunmamaktadır.

İlaçlama Zamanı :
Önerilen bir kimyasal mücadelesi bulunmamaktadır.

Enginar Kurdu

Kelebeklerin ön kanatlan açık bej renginde olup üzerinde düzensiz serpiştirilmiş küçük kahverengi noktalar bulunur.Alt kanatlan krem renginde, lekesiz, kenarları aynı renk saçaklıdır.Kanat açıklığı, dişilerde 55 - 65 mm, erkeklerde 39 - 58 mm ' dir. Baş, thorax ve abdomenin üzeri açık bej tüylerle kaplıdır. Yumurta elips şeklinde, ilk bırakıldığında krem renginde, açılacağına yakın kahverengidir. Larvalar yumurtadan çıktığında krem renginde, üzerinde enine kahverengi çizgiler bulunur. Son dönemde larva, oldukça iri ve beyaz renklidir. Pupa ise kızıl kahverenginde olup boyu 23 - 30 mm arasındadır.

Kışı enginar köklerinde, kokon içinde larva halinde geçirirler. Mart sonundan itibaren, toprak sıcaklığının 15 °C ' nin üzerine çıkmasıyla larvalar beslenmeye başlar. Gelişmesini tamamlayan larva , yine bitki kökleri içinde pupa olur. Pupa dönemi doğada haziran ayındadır. Ergin uçuş periyodu haziran sonu ağustos sonu arası olup en yoğun uçuş 15 temmuz - 15 ağustos tarihleri arasındadır. Kök boğazı ve köke yakın yerlere bırakılan yumurtalardan çıkan larvalar taze sürgün, çatlak ve memeciklerden bitkiye girerek beslenmeye başlar . Gelişme kasım ayına kadar sürer. 9 larva dönemi vardır. Toprak ve hava sıcaklıklarının düşmeye başlaması ile kokon ören larva, kök içinde diyapoza girer. Yılda l döl verir.

Yaşayış :
Larvalar enginar kökleri içinde galeri açarak beslenir. İçinde bulundukları gözün kurumasına ve köklerin içinin oyularak çürümesine neden olurlar. İçi oyulan, gözleri körelen bitki kökü bir süre sonra çürür. Böylece 8 - 10 yıl ürün vermesi gereken bitki 5 -6 yılda kurumaktadır. Kuruyan bitkilerin yerine yenisinin dikilip, bunların ürün vermesi ise 2 - 3 yılda gerçekleşmektedir. Böylece tarlada 5-7 yıllık bir ürün kaybı meydana gelmektedir.

İzmir ilinin enginar alanları ( Karaburun, Narlı bahçe, Menemen ) ' nda görülmektedir.

Kültürel Önlemler :
Yaz sonunda ayırma ve boğaz doldurma işlemleri yapılırken kesilen köklerde larva bulunduğunda bu kökler yakılarak yok edilmelidir. Bu tarladan çelik alıp, başka tarlaya dikilmemelidir.

Kimyasal Mücadele :
Nuvacron ve Dimecron ilaçları sulama suyu şeklinde uygulandıklarından 100 it. suya verilen dozda kullanılacak olan ilaca 75 mi terebentin ilave edilir. Terebentin, ilacın bitkiye nüfuzunu arttırır. Hazırlanan ilaçlı sudan bir bitkinin kök boğazı çevresine 2 lt. dökülür. İlaçlama 15 gün sonra tekrarlanır.

Furadan ise, bitkilerin kök boğazı civarına sağlı sollu 10-15 cm derinliğinde 2 çizi açılarak ilaç bu çizilere verilir. Daha sonra çiziler kapatılarak karıklar salma sulama şeklinde sulanır. Bu ilaçlama sadece bir kez uygulanır.

İlaçlama Zamanı :
Ağustos ayı içinde veya Eylül başında bitkilerin sulanıp uyandırma işlemi yapıldıktan sonra bitkide uyanma ve özsu sirkülasyonu başladığı zaman birinci ilaçlama, bundan 15 gün sonra ikinci ilaçlama yapılır. Ancak Furadan 5 G kullanılırsa bir ilaçlama yeterlidir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Phoshamidon 960 g/l EC 10 ml

Domates Pas akarı

Erginlerin dorsal kısmı hafif kambur, ince uzun, iğ şeklinde ve sarımsı beyaz renktedir. Dişiler 150-180 um, erkekler ise 140-150 um boyundadır. Zararlı gözle görülemeyecek kadar küçüktür.

Kışı, tarladaki bitki artıkları arasında geçirir. Gelişmesi için optimum koşullar 26.5°C sıcaklık ve %30 orantılı nemdir. Sıcaklığın yüksek ve orantılı nemin düşük olması zararlının çoğalmasını hızlandırır. Optimum koşullarda yumurtaların açılma süresi 2 gündür. Birinci nimf dönemi 1 gün, ikinci nimf dönemi ise 2-3 gün sürer. Gelişmesini 6-7 günde tamamlar. Dişiler, yumurtlama

sırasında yaprak üzerinde sabit kalırlar. Yumurtalarını yaprak tüyleri arasına, yapraktaki küçük yarıklar içine veya yaprak damarı boyunca bırakır. Birinci dönem nimfler, gelişmeleri boyunca çok az hareket eder. Zararlı yaz boyunca üremeye devam ederek çok sayıda döl verir.

Yaşayış :
Konukçulannın gövde, yaprak ve meyvelerinde beslenir. İlk zarar belirtileri bitki gövdesinin alt kısmında ve alt yapraklarda görülür. Daha sonra yukarı doğru yayılma gösterir. Zarar gören yaprakların rengi parlak kahverengi veya kızılımsı olup kavrulmuş gibi sert ve gevrektir.

Alttan itibaren yapraklarda kurumalar ve gövde üzerinde çatlamalar olur ve büyüme durur. Domates bitkisinin gövde ve meyvelerinde yağlımsı, bronz bir renk değişimi görülür. Meyvelerin üzeri sertleşerek çatlamalar meydana gelir.

Patateste, domateste olduğu gibi gövdede bronzlaşma görülmez. Patates yaprak­larında kurumalar olabilir ve yoğun bulaşmalar sonucunda bitkiler ölür. Patlıcanda ise yapraklarda kıvrılma ve yaprak epidermisi üzerindeki tüylerde koyu kırmızı renklenmeler olur. Bitki canlılığını sürdürür ancak meyvelerde şekil bozukluğu görülür.

Domates pasakarı Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgelerinde açıkta ve örtüaltında yetiştirilen domateslerde önemli zarara neden olur,

Kültürel Önlemler :
Fidelerin zararlı ile bulaşık olmamasına özen gösterilmelidir. Bu nedenle fideliğin çevresinde zararlının konukçusu olan kültür bitkileri ve yabancı otların bulunmamasına dikkat edilmelidir. Hasattan sonra derin sürüm yapılmalı ve özellikle domates tarlalarını çevreleyen alanlardaki zararlının konukçusu olan yabancı otlar doğal düşmanlar yönüyle incelenerek buna göre uygulama yapılır.

Kimyasal Mücadele :
Bitkinin her tarafı ilaçla kaplanacak şekilde uygulama yapılır.

İlaçlama Zamanı :
Örtüaltında veya tarladaki bitkiler gözden geçirilir. Bitkilerin özellikle toprağa yakın kısımları incelenerek, pas rengini alan bitkilerden yaprak örnekleri alınır. Yapraklar stereo binoküler mikroskop altında incelenerek zararlı aranır. Zararlının görüldüğü bitkiler ve çevresinde lokal uygulama yapılır. İki veya üç gün aralıklarla bitkiler incelenir ve yayılma olması halinde tüm tarla ilaçlanır.

Sebze Zararlısı Danaburnu

Vücut kadife gibi kısa tüylerle kaplıdır, renk kızılım tırak kahverengi veya kirli koyu esmerdir. Baş ileri uzanmıştır. Antenler kısa ve kuvvetli ve uzunluğu pronotumdan biraz fazladır. Ağız parçalan çiğneyicidir. Gözler yanda bulunur ve iyi gelişmemiştir. Pronotum büyük, bir nevi oval kalkan şeklinde ve üzeri kadife gibi tüylerle kaplıdır. Abdomen ve ucundaki cercus'lar uzundur, Ovipositor yoktur. Ön bacak toprağı kazmak için özel bir şekil almıştır. Femur tibia ve tarsus kısa, kalın, kuvvetli bir yapıya sahiptir. Tibia üzerinde kazma işini kolaylaştıracak diş gibi sert 4 - 5 çıkıntı bulunmaktadır. Üst kanatlar kısadır. Alt kanatlar iyi gelişmiştir. Uçma görevi yaparlar fakat uzunlukları abdomen sonuna kadar ulaşmaz, üst kanattaki damar düzeni ile erkek ve dişiler birbirinden ayrılır. Ses alma organı tam gelişmemiştir, ancak erkekte ses çıkarma organı vardır. Vücut uzunluğu 40-60 mm, pronotum 14-17 mm, kanat 14-20 mm 'dir.

Gündüzleri ön bacakları ile açtıkları galerilerde yaşarlar. Bazen toprak yüzüne de çıkarlar. Sıcak yaz geceleri aktiftirler, erkek ve dişiler uzun mesafelere uçarlar. Genellikle yaşama yeri olarak, galeri açmaya uygun olan kültüre alınmış, nemli, bol humuslu, killi kumlu toprakları seçerler. Mayısta çiftleşen dişiler yumurtalarını, topraktan 10 - 20 cm, bazen daha derinde hazırladıkları yuvalara bırakırlar. Yuvalar galerinin sonunda ve bir tavuk yumurtası büyüklüğündedir. Buraya 200 - 300 kadar yumurta bırakırlar. Sıcak topraklarda yumurtaların kuluçka süresi 2-3 hafta kadardır. Yumurtadan çıkan nimfler birkaç hafta gruplar halinde bu yuvalar içinde kalırlar. Sonbahara kadar 2 deri değiştiren nimfler 3. dönem nimf halinde kışı toprak altında geçirirler. Soğuktan korunmak için toprağın derinliklerine de inebilirler. İlkbahar sonlarında ve yazın deri değiştirmeye devam ederler ve toplam 5 gömlek değiştirdikten sonra ekim ayında ergin olurlar. Böylece nimflerin gelişme süresi 1.5 yıla yaklaşmaktadır. Genç erginler ancak gelecek senenin ilkbaharında çiftleşip yumurta bırakırlar. Bir dişinin belirli periyotlarla toplam 500 kadar yumurta koyduğu tahmin edilmektedir. Erginler bazen bir motor gürültüsü veya ışık tarafından cezp edilirler.

Yaşayış :
Ergin ve nimfleri toprak içinde galeri açarak ilerlerken rastladıkları her tür bitkinin kökleri ve yumrularını yerler. Özellikle yeni dikilmiş veya yeni çimlenmiş sebze fidelerinin köklerini keserek kurumalarına neden olur ve yumrulu sebzelerin de toprak altında bulunan yumrularını kemirerek zarar verirler. Danaburnu yoğunluğu yüksek olduğu zaman bitkilerde büyük ölçüde zarar meydana gelmektedir.


Tüm ülkede oldukça yaygındır.

Kültürel Önlemler :
Küçük bahçeler (mümkün olduğu takdirde) göllenecek şekilde su altında bırakılarak, Danaburnu nimf ve erginleri öldürülebilir. Veya zararlı, gübreli ve sıcak toprakları sevdiğinden, bahçenin uygun yerlerine yaz sonuna doğru gübre kümeleri bırakılır. İlkbahar başlarında burada toplanan nimf ve erginler öldürülür. Toprağın iyi ve zamanında işlenmesiyle de zararlının toprak altında bulunan yumurta, nimf ve erginleri yok edilebilir.

Kimyasal Mücadele :
Zehirli yem hazırlamak için cetvelde verilen ilaçlardan herhangi biri önce kepek ile kuru kuruya karıştırılır, sonra içinde şeker eritilmiş su ile yavaş yavaş nemlendirilir. Nemlendirme derecesi kepeğin sünger haline gelmesiyle ayarlanır. Bu hazırlanan zehirli yem akşam üzeri, bahçe sulandıktan sonra, bitki diplerine gelecek şekilde, dekara 8 kg hesabı ile atılır.

İlaçlama Zamanı :
Çeşitli kültür bitkilerinde ayırım yapmadan beslenmeleri, çoğalma ve canlı kalma güçlerinin yüksek olması, bulundukları yerde mutlaka zarar yapmaları nedeniyle yoğunluklarına bakılmaksızın mücadeleye geçmelidir. Bir yerde bulunup bulunmadıkları; yenik bitki, galeri sayısı, nemli toprakların 1 cm altındaki yüzeysel kazı izlerinin incelenmesi ile anlaşılabilir.

Yurdumuzun mikro klima özelliğine sahip yörelerinde erken ilkbahardan ekim ayı sonuna kadar mücadele yapılabilir. Diğer bölgeler için bu süre 20-30 gün daha kısaltılabilir. İlaç Detayları :
Etken Madde Formülasyon Miktar
Chlorpyrifos Ethyl %25 WP 400 g/10 kg kepeğe
Endosulfan %32,9 WP 100 g/10 kg kepeğe
Endosulfan %5 TOZ 500 g/10 kg kepeğe
Parathion Methyl 360 g/l EC 100 ml/10 kg kepeğe
Trichlorfon %80 SP 250 g/10 kg kepeğe
Trichlorfon %80 SP 250 g/10 kg kepeğe